Açıkta kalan kanın şiiri

Daha önce İthaki Yayınları’ndan 2020 yılında Beni Nereden Vuralım? ve 2023’te Acile Tek Giden adlı iki şiir kitabı ile Alaybozan (2021) adında bir öykü kitabı yayımlayan Zeynep Tuğçe Karadağ, son şiir kitabından bir yıl sonra, bu kez Kanım Açıkta (2024) kitabıyla çıktı karşımıza.
Karadağ’ın Everest Yayınları etiketiyle yayımladığı Kanım Açıkta kitabı, şiir dili ve söyleyişi bağlamında önceki şiir kitaplarının âdeta bir devamı niteliğinde. Hatta yayımladığı ilk öykü kitabı Alaybozan’ın şiirsel dili ve tematik yapısına nüfuz eden kelime tercihleri bile onun şiire dönük kurmaca evrenini belirliyor gibi.
Karadağ’ın Kanım Açıkta’sında, ilk akla gelen beden ile dil arasındaki bağı kaldıran bir poetikadan esinlendiğidir. Şairin kitapta, negatif anlamlar yüklenen kelime tercihleri duyguları konuşturmakla kalmaz, insan bedenindeki uzuvlarının da sesi olur.
Şimdi böyle deyince, birden aklıma, 2021 yılında çıkarttığı öykü kitabı Alaybozan hakkındaki şu kısa tanıtım yazısı geldi. Ne diyordu orada şair:
“Kas, yağ ve kemik dokularının altında saklanan sözleri görebilseydim, üzülebilirdim belki. Karnımızı şişiren hisler, doğru sözcükleri kuşanıp açığa çıksaydı, mezarlıklar hesaplaşma yeri olmazdı böyle. Evlere gömülen sandıklar, açılmak için tabutların kırılmasını beklemezdi. Ölümün sağlaması olmazdı yaşamak.”
Biz tekrar şiir kitabına dönelim. Şair, “Kalemin ucunu açar gibi/ kemiklerimi kırıp içimden çıkmak istiyorum” diyor bir yerde. Bu söyleyiş biçimi onun poetikasının merkezinde yer alıyor; çünkü yazmak burada sadece ifade etme biçimi değil, içte hapsolanın dışarıya doğru sancılı filizlenmesidir.
Şair, Kanım Açıkta’da benliğini terk etmeyi arzularken yokluğu değil, belirsizliğin ihtişamını talep ediyor belki de; “Hayalet gemi olmayı” istiyor; ve varlık ile yokluk arasındaki geçişkenlik halini seçiyor. Sınırları gitgide silikleşip iç içe geçen bu durum, neredeyse kitabın bütününde hissedilen ontolojik huzursuzluğun temelini oluşturuyor sanki.
Metinde dikkat çeken bir diğer çarpıcı mısra ise, “yengecin üç kalbinden birini istemek”… Anlaşılan o ki, tek bir kalbin yetmediği bir dünyada şair, daha fazla hissedebilmenin izini sürüyor; ancak bu “hissetme” durumunu, romantize etmeden, “kanı açıkta” bırakarak gerçekleştiriyor.
Kanım Açıkta, yaraya uzak kalmayı değil, ona içeriden bakmayı, kimi zamansa onu –daha da ileriye giderek– kaşıya kaşıya kanatmayı, açığa çıkarmayı öneriyor. Şiirseverleri böylece yaraların kabuk bağlamasını reddetmeye davet ediyor. Bu yönüyle kitap, şiirimizde beden, benlik ve belirsizlik ekseninde kurulan karanlık ama hissetmekte ısrarcı bir sesi temsil ediyor.
(Zeynep Tuğçe Karadağ, Kanım Açıkta, şiir, İstanbul: Everest Yayınları, 2024)

Şevval Tuğçe Değirmenci
Şevval Tuğçe Değirmenci, 2000 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimine aynı alanda devam eden yazar, edebi çözümleme, psikanaliz ve modern Türk hikâyesi üzerine çalışmaktadır. Öykü, şiir ve denemeleri çeşitli dergilerde yer aldı.
Tüm Yazılarını Gör →