Günlük 100 Gram Kırmızı Et Tüketimi Kolon Kanseri Riskini Artırıyor

Uzmanlar, aşırı kırmızı et tüketiminin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti.
ANKARA – Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Saydam, günlük 100 gramdan fazla kırmızı ve işlenmiş et tüketiminin kolon kanseri riskini önemli ölçüde artırabileceği konusunda uyarılarda bulundu. Lif açısından zengin bir beslenme düzeninin ve düzenli taramaların kritik bir koruyucu rol üstlendiğini vurgulayan Saydam, son dönemde daha genç yaş gruplarında görülen kolon kanseri vakalarının erken teşhisle yüzde 95 oranında tedavi edilebildiğini belirtti.
Kolon kanseri farkındalığını artırmak amacıyla 1-31 Mart tarihleri arasında düzenlenen Kolon Kanseri Farkındalık Ayı etkinlikleri çerçevesinde açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Saydam, bu hastalığın yalnızca ilerlemiş yaş grubundaki bireylerde görülen bir durum olmadığını, sağlıksız beslenme alışkanlıklarının da önemli bir etken olduğunu ifade etti. Günlük kırmızı et tüketimi 100 gramın üzerine çıktığında kolon kanseri riskinin yaklaşık yüzde 30 oranında arttığını söyleyen Saydam, sucuk, salam ve sosis gibi işlenmiş et ürünlerinin daha da yüksek risk taşıdığına dikkat çekti. Lif açısından zengin, sebze ve meyve ağırlıklı bir beslenme tarzının bağırsak sağlığını destekleyici nitelikte olduğunu dile getiren Saydam, baklagiller ve tam tahıllı ürünlerin düzenli tüketiminin sağlık için koruyucu etki sağladığını vurguladı.
‘Poliplerin Erken Tespiti Yaşam Kurtarıyor’
Kolon kanserinin, genellikle kalın bağırsağın iç yüzeyinde meydana gelen poliplerin zamanla kansere dönüşmesiyle oluştuğunu söyleyen Saydam, düzenli sağlık taramalarının poliplerin kanser aşamasına geçmeden tespit edilip çıkarılmasına olanak tanıdığını kaydetti. Geçmişte daha çok 50 yaş üstü bireylerde gözlemlenen kolorektal kanser vakalarının son yıllarda 40’lı yaş gruplarında da artış gösterdiğine dikkat çeken Saydam, son 30 yılda 50 yaş altındaki bireylerde kolon kanseri sıklığında yüzde 50 oranında bir artış yaşandığını ifade etti. Ayrıca, vakaların üçte ikisinin erkeklerde görüldüğünü ve erkeklerin kolon kanserine yakalanma ihtimalinin daha yüksek olduğunu belirtti.
‘Aile Geçmişi ve Yaşam Tarzı Önemli Risk Faktörleri’
Doç. Dr. Saydam, kolon kanseri için yaşın önemli bir risk faktörü olduğunu ifade ederek ailedeki kolon kanseri öyküsünün, daha önce geçirilmiş kalın bağırsak, yumurtalık, meme veya rahim kanserinin riski artırdığını kaydetti. Kronik iltihabi bağırsak hastalıklarının yanı sıra sigara ve alkol tüketimi, obezite, aşırı kalori alımı, hayvansal yağ ve kırmızı etin fazla miktarda tüketilmesi, liften fakir beslenme ve düşük fiziksel aktivitenin de kolon kanseri riskini artıran faktörler arasında olduğunu vurguladı.
‘Erken Teşhisin Önemi’
Doç. Dr. Saydam, kolonoskopinin hem tanı hem de önleme konusunda en etkili yöntem olduğunu belirterek, 45 yaş üzerindeki bireylerin düzenli tarama yaptırmalarını önerdi. Ailesinde kolon kanseri hikayesi bulunan bireylerin ise daha erken yaşta kontrole başlaması gerektiğinin altını çizen Saydam, erken evrede teşhis edilen kolon kanserlerinde tedavi başarısının yüzde 95’e kadar çıkabileceğine dikkat çekti. Erken evrede polipektomi veya cerrahi rezeksiyona ihtiyaç duyulabileceğini ifade eden Saydam, ileri evre kolon kanseri vakalarında ise kemoterapi ve hedefe yönelik tedavi yöntemlerinin devreye girdiğini söyledi. Özellikle metastaz yapmamış olgularda cerrahi tedavi seçeneklerinin başarılı sonuçlar verdiğini kaydeden Saydam, sağlıklı beslenme, kilo kontrolü ve düzenli sağlık taramalarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.




