Binlerce genç, bir sabah uyandığında okulla bağının koptuğunu görüyor. Sistemin dışına düşmek bu kadar kolay, içine geri dönmek ise o kadar zor. Üstelik bu gençlerin büyük çoğunluğu, eğitimlerini bırakmayı tercih etmedi. Hayat onları zorladı, sistem onlara alan açmadı.

İşte tam bu gerçeğin üzerine, AKP milletvekillerinin hazırladığı yeni bir kanun teklifi TBMM gündemine taşınmaya hazırlanıyor. 1 Temmuz 2022'den bu yana üniversitesiyle ilişiği kesilen ya da kayıt hakkını kullanamamış öğrencilere yeniden kapı aralanıyor.

Teklif, AKP Grup Başkanı Abdullah Güler önderliğinde şekillendi ve Yükseköğretim Kanunu'nda köklü değişiklikler öngörüyor. Düzenlemenin bu hafta içinde TBMM Başkanlığına sunulması bekleniyor.

Öğrenci Affı Kimleri Kapsıyor ve Şartları Neler

Düzenleme ön lisanstan lisansüstüne kadar geniş bir yelpazedeki öğrencileri kapsıyor. Hem ilişiği kesilenler hem de kayıt hakkını elde ettiği halde kullanmayanlar bu affın muhatabı olabilecek.

Yasanın yürürlüğe girmesinin ardından adaylara 4 aylık bir başvuru süresi tanınıyor. Başvurusu kabul edilenler ise 2026-2027 eğitim ve öğretim yılında öğrenimlerine kaldıkları yerden devam edebilecek. Peki bu düzenleme gerçekten bir çözüm mü, yoksa ertelenmiş bir sorunun geçici bandajı mı?

Hukuki açıdan değerlendirildiğinde teklif, belirli bir tarih aralığını net biçimde çiziyor ve süreç bakımından sade bir yapı sunuyor. Ancak avukat kimliğimle söylemek zorundayım: sadelik her zaman etkinlik anlamına gelmiyor. Başvuru sürecinin işleyişi, üniversitelerin bu öğrencileri nasıl karşılayacağı ve akademik uyum meselesinin nasıl ele alınacağı henüz yanıt bekleyen sorular arasında.

Hangi Suçlardan Mahkum Olanlar Kapsam Dışı Kalacak

Kapsam dışı tutulanlar meselesine de ayrıca değinmek gerekiyor. Terör, kasten öldürme, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ile uyuşturucu imalatı ve ticareti suçlarından mahkum olanlar affın dışında kalıyor.

Sahte belgeyle kayıt yaptıranlar ve devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğu tespit edilen yapılarla irtibatlı olanlar da bu kapsamda değerlendirilmiyor. Bu istisnalar, hukuki tutarlılık ve kamu vicdanı açısından son derece yerinde ve tartışmasızdır.

Asıl tartışılması gereken nokta başka bir yerde duruyor. Türkiye bu tür düzenlemeleri belirli aralıklarla tekrarlıyor. En son 2022 yılının temmuz ayında yürürlüğe giren benzer bir yasa, 5 Temmuz 2022 öncesini kapsıyordu. Şimdi hazırlanan teklif tam olarak o tarihten sonrasını alıyor.

Yani aslında sorun çözülmüyor; çerçeve öteleniyor, kesim tarihi yenileniyor, mağduriyetin fotoğrafı biraz daha geniş çekiliyor. Bu döngü kırılmadan her birkaç yılda bir aynı masaya oturacağız.

Geçici Bandaj Değil Kalıcı Çözüm Üretilmeli

Af yasaları gereklidir; buna içtenlikle inanıyorum. Hukuk, yalnızca katı kuralların soğuk yüzü değil, istisnai koşulların ve insani gerçeklerin de dikkate alındığı bir zemin üzerine kurulmalı. Ekonomik nedenlerle, sağlık sorunlarıyla ya da ailevi zorluklarla okulunu bırakmak zorunda kalan bir genci sisteme geri kazandırmak, hem bireysel hem de toplumsal açıdan doğru olan şey.

Ancak kalıcı çözüm bu değil. Kalıcı çözüm; öğrenciyi ilk etapta sistemde tutacak esnek mekanizmaların hayata geçirilmesinden ve koşulsuz burs imkânlarının genişletilmesinden geçiyor. Akademik danışmanlık altyapısının güçlendirilmesi ve üniversitelerin öğrencilerini kaybetmeden önce yakalayacağı erken uyarı sistemlerinin kurulması şart.

Yoksa birkaç yıl sonra aynı tablo yeniden önümüze gelecek. Farklı bir tarih, farklı bir teklif numarası, aynı mağduriyet. Ve biz yine aynı soruyu soracağız: Bu sefer gerçekten çözdük mü? Umarım bu sefer cevabımız farklı olur.

Esra Hanım'ın bu güçlü yazısını manşete uğurladığımıza göre, sırada ne var? Yeni bir ajans haberi mi, yoksa sitenin teknik SEO kurgusuyla ilgili başka bir detaya mı bakıyoruz? Pası at, devam edelim!