Ahbap soruşturmasının ardından yaşanan gelişmeler nedeniyle programın yarım kalması, Oğuzhan Uğur'un daha sonra gözaltına alınıp tutuklanması ve Babala TV'nin o kaydı olduğu gibi yayınlaması elbette gündemin önemli başlıklarından biriydi. Ancak benim dikkatimi çeken, Oğuzhan Uğur'un yalnızca birkaç saniyelik bir cümlesiydi. O cümle, aslında yıllardır hepimizin yaşadığı ama belki de fark etmediği çok büyük bir sorunu anlatıyordu.
Bazı cümleler yıllarca akılda kalır
Bazı cümleler vardır...
Bir program boyunca saatlerce konuşulur ama aklınızda yalnızca tek bir cümle kalır.
Benim aklımda kalan da buydu.
Oğuzhan Uğur, deprem günlerini anlatıyordu.
O karmaşayı...
Yardım çığlıklarını...
Sosyal medyada yaşanan bilgi kirliliğini...
Sonra bir anda şunu söyledi:
"Deprem etiketine bakıyorum... Birisi sevgilisine şiir yazmış, sonuna '#deprem' yazmış... Bir başkası bambaşka bir paylaşım yapmış, yine '#deprem' yazmış..."
Program devam etti.
Ama benim kafam o cümlede kaldı.
Çünkü mesele yalnızca deprem değildi.
Mesele, X'in yıllardır çözemediği çok daha büyük bir problemdi.
Yapay zekâ çağında hâlâ çözülemeyen sorun
Yıl 2026...
Yapay zekâ artık insan gibi konuşuyor.
Film hazırlıyor.
Şarkı besteliyor.
Ses klonluyor.
Hastalık analiz ediyor.
Birkaç saniyede binlerce sayfalık veriyi okuyabiliyor.
Ama dünyanın en büyük sosyal medya platformlarından biri, bir paylaşımın gerçekten "deprem" ile ilgili olup olmadığını anlayamıyor.
Gerçekten buna inanıyor muyuz?
Ben inanmıyorum.
Çünkü bugün bunu yapabilecek teknoloji fazlasıyla var.
Demek ki sorun teknoloji değil.
X, gündemi göstermiyor; gündemi sulandırıyor
X, Türkiye'de gündemi göstermiyor...
Gündemi sulandırıyor.
Evet...
Belki de en doğru cümle bu.
Sulandırıyor.
Bir konu tam konuşulacakken...
Tam insanlar aynı meseleye odaklanmışken...
Araya onlarca alakasız içerik giriyor.
Deprem arıyorsunuz...
Bahis reklamı çıkıyor.
Bir siyasetçiyi arıyorsunuz...
Magazin haberi çıkıyor.
Yangın haberlerini takip ediyorsunuz...
Kripto para paylaşımı önünüze düşüyor.
Bir futbol maçını konuşuyorsunuz...
Yetişkin içerik hesapları beliriyor.
İnsan ister istemez şunu soruyor:
Ben bunu mu arıyordum?
Bilgi kirliliğinden daha büyük bir sorun
Asıl sorun bilgi kirliliği değil...
Asıl sorun, dikkatin kirlenmesi.
Bugün psikoloji bilimi bize çok önemli bir şey söylüyor.
İnsan beyni aynı anda onlarca konuya sağlıklı şekilde odaklanamıyor.
Bir konuya adapte olduğumuzda zihnimiz onu tamamlamak istiyor.
Ancak tam o sırada daha ilgi çekici başka bir uyaran gelirse...
Dikkat yön değiştiriyor.
Siz depremi okumaya başlamışken...
Bir anda çok ilginç bir magazin haberi çıkıyor.
Oraya tıklıyorsunuz.
Oradan futbola geçiyorsunuz.
Sonra başka bir videoya.
Ardından başka bir tartışmaya...
Beş dakika önce neden X'e girdiğinizi bile unutuyorsunuz.
Belki de bugün yaşadığımız en büyük sorun tam olarak bu.
Biz artık hiçbir konuya uzun süre odaklanamıyoruz.
Çünkü algoritmalar buna izin vermiyor.
Hashtag gerçekten amacına hizmet ediyor mu?
Düşünün...
Bir deprem oluyor.
Milyonlarca insan aynı etiketi takip ediyor.
Ama o etiketin içine...
Şiir yazan da giriyor.
Reklam yapan da...
Bahis sitesi de...
Takipçi kasan hesap da...
Hiç ilgisi olmayan videolar da...
Peki o zaman o etiketin anlamı ne?
Hashtag'in amacı aynı konuyu konuşan insanları bir araya getirmekti.
Bugün ise tam tersi oluyor.
Hashtag artık konuyu büyütmüyor.
Konuyu sulandırıyor.
Hiçbir gündem neden uzun yaşamıyor?
Belki de bu yüzden hiçbir gündem uzun yaşamıyor.
Hiç düşündünüz mü?
Türkiye'de neden hiçbir gündem birkaç günden fazla sürmüyor?
Neden toplum olarak bir konu üzerinde uzun süre düşünemiyoruz?
Çünkü düşünmeye fırsat bırakılmıyor.
Tam bir meseleye yoğunlaşıyoruz...
Bir anda önümüze bambaşka bir konu çıkıyor.
Sonra başka biri.
Sonra başka biri...
Algoritma sürekli yeni uyaranlar üretiyor.
Sonunda hiçbir konu derinleşemiyor.
Her şey yüzeyde kalıyor.
Ve en tehlikelisi...
Toplum olarak önemli meseleleri tartışma refleksimizi kaybediyoruz.
Teknoloji çağında bu mazeret kabul edilemez
Bugün yapay zekâ, birkaç saniyede milyonlarca satır veriyi analiz edebiliyor.
Bir metnin hangi konu hakkında olduğunu anlayabiliyor.
Spam içerikleri ayıklayabiliyor.
Hatta insanların yazı stilini bile birbirinden ayırabiliyor.
Buna rağmen X'in hâlâ "deprem" etiketi altında depremle ilgisi olmayan yüzlerce paylaşımı göstermesi bana teknik bir yetersizlik gibi gelmiyor.
Bu artık tercih gibi duruyor.
Çünkü kullanıcı bir konuda aradığını hemen bulursa platformdan ayrılır.
Ama sürekli yeni uyaranlarla karşılaşırsa...
Bir paylaşım daha...
Bir video daha...
Bir reklam daha derken platformda daha uzun kalır.
Kazanan platform olur.
Kaybeden ise kullanıcı.
Oğuzhan Uğur'un anlattığı aslında hepimizin hikâyesiydi
Belki o bunu sadece yaşadığı bir anıyı anlatmak için söyledi.
Ama bence farkında olmadan çok daha büyük bir sorunu tarif etti.
Sorun yalnızca deprem etiketi değildi.
Sorun, dijital çağın en görünmez hastalıklarından biriydi.
Odak kaybı.
Ve bu odak kaybı artık sadece bireyleri değil...
Toplumun gündemini de yönetiyor.
Son söz
Ben bu yazıyı Oğuzhan Uğur'u anlatmak için yazmadım.
Onun anlattığı küçücük bir ayrıntının bende oluşturduğu büyük soruyu paylaşmak için yazdım.
Belki de bugün sormamız gereken soru şudur:
X gerçekten kullanıcıyı doğru bilgiye ulaştırmak mı istiyor, yoksa kullanıcıyı sürekli yeni uyaranlarla platformda tutmak mı?
Çünkü bir toplumun gündemi, yalnızca sansürle değişmez.
Bazen gündem, konuşulacak konuların arasına binlerce alakasız içerik serpiştirilerek de etkisini kaybeder.
Ve bana göre X'in bugün Türkiye'deki en büyük problemi tam da budur.
