CHP’de 15 Eylül Hareketi: Kurultay İptali Davasında Kritik Eylem Planı

CHP’de gözler 15 Eylül’e çevrildi. İstanbul İl Yönetimi’ne kayyum atanmasının ardından, 38. Olağan Kurultay’ın iptali davası için partide hummalı bir eylem planı hazırlığı yapılıyor. Bu kritik süreçte CHP’nin nasıl bir yol izleyeceği merakla bekleniyor.
İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin CHP İstanbul İl Yönetimi’ni görevden alarak kayyum ataması, partide deprem etkisi yarattı. Gözler, 15 Eylül’de görülecek olan 38. Olağan Kurultay’ın iptali davasına çevrildi. Peki, bu kritik süreçte CHP nasıl bir eylem planı izleyecek? İşte detaylar:
CHP’nin Hukuki Stratejisi: Tüm İtiraz Yolları Değerlendirilecek
CHP, İstanbul İl Yönetimi’nin görevden uzaklaştırılması ve 38. Olağan Kurultay için de benzer bir durumun yaşanması ihtimaline karşı, tüm hukuki itiraz yollarını kullanmaya hazırlanıyor. İlk itiraz, il yönetimi hakkında uzaklaştırma kararı veren İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne yapıldı ve tedbir kararının kaldırılarak il yönetiminin göreve iadesi talep edildi. Mahkemenin bu talebi reddetmesi halinde, parti yönetimi temyize giderek İstinaf Mahkemesi’ne başvuracak. CHP yönetimi, İstanbul İl Yönetimi’nin görevden uzaklaştırılması kararının sonuçları itibarıyla “kesin hüküm” içerdiğini ve bunun Yargıtay içtihatlarına, Siyasi Partiler Kanunu’na ve seçim hukukuna aykırı olduğunu savunuyor. Mahkemeye sunulan itiraz dilekçesinde, “demokratik temsilin mahkeme eliyle ortadan kaldırıldığı”, bunun Anayasa’daki “seçme-seçilme hakkına müdahale” anlamına geldiği vurgulanıyor. Ayrıca, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kendisini seçim kurulu yerine koyarak “yetki gaspı” yaptığı savunuluyor. CHP, “yetki gaspı” gerekçesiyle Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) ve Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) de başvuracak.
Kurultay Takvimi Sekteye Uğrayabilir mi?
Mahkemeden “mutlak butlan” kararı çıkması halinde, CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan ve Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 38. Olağan Kurultayı geçersiz sayılacak. Hukukçular, mahkeme heyetinin “mutlak butlan” kararı doğrultusunda “kayyum” atamasının bir hukuki şart olmadığını, bu kararın tamamen heyete bağlı olduğunu belirtiyor. Ancak “kayyum” kararı halinde, atanacak kişi veya kişilerin CHP üyesi olmaları şart. 4 Eylül’de yaşanan beklenmedik bir gelişme ile CHP’nin İstanbul’daki Ataşehir, Bakırköy, Başakşehir, Sarıyer ve Tuzla ilçelerinde hazırlıkları devam eden kongreleri, ilçe seçim kurullarınca tedbiren durduruldu. CHP, bu karara karşı YSK’ya itiraz başvurusu yapsa da, kurultay davasından mutlak butlan veya kayyum kararı çıkması durumunda, 39. Olağan Kurultay’a izin verilmemesi de ihtimal dahilinde görülüyor. CHP’nin itirazını görüşecek olan YSK’nın kararı, aynı zamanda partinin olağan kurultay takvimi için de belirleyici olacak.
“Olağanüstü İl Kongresi ve Kurultay” Seçeneği Masada
CHP’de her olasılığa karşı “Olağanüstü İstanbul İl Kongresi ve Olağanüstü Kurultay” seçeneğinin devreye sokulması planlanıyor. İstanbul İl Yönetimi’ni görevden uzaklaştıran mahkeme, 38. Olağan Kurultay’da oy kullanan 196 üst kurul delegesini “iradelerinin sakatlandığı” gerekçesiyle görevden uzaklaştırmıştı. Ancak CHP’nin üst kurul delegeleri dışında seçilmiş 600 il delegesi bulunuyor ve bu delegeler noter aracılığıyla Olağanüstü İl Kongresi çağrısı için imza vermeye başladı. Bu çerçevede, il kongresi için yeterli sayıya ulaşıldığı belirtiliyor. CHP kaynakları, “Şu anda 400 dolayında imza var ama hedefimiz en az 500 imza. O nedenle bir-iki gün sonra Olağanüstü Kongre kararı alınır” bilgisini paylaştı. CHP’nin 15 Eylül’deki 38. Olağan Kurultayı için de benzer bir yöntem planlanıyor. Delegeler her ihtimale karşı olağanüstü kurultay için imza toplamaya başladı.
Gerekirse Genel Merkezde Direniş ve Kılıçdaroğlu’nun İhracı da Gündemde
CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), mahkeme kararıyla kayyum olarak atanarak İstanbul İl Yönetimi’nde görevlendirilen Gürsel Tekin, Zeki Şen, Hasan Babacan Müjdat Gürbüz ve Erkan Narsap’ı kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak Yüksek Disiplin Kurulu’na sevketti. Parti kulislerinde, kurultay davasından mutlak butlan kararı çıkması veya kayyum atanması halinde eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun görevi kabul edebileceği belirtiliyor. Kayyum atanacak kişiyle tek diyalog koşulunun “en kısa sürede olağanüstü kurultay açıklaması yapması” olacağı belirtiliyor. Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla partinin başına geçmesi halinde, genel merkeze sokulmayacağını belirten CHP kurmayları, “ihraç” mekanizmasının işletilmesinden de kaçınılmayacağı mesajını veriyor.
Muhalefetle Ortak Eylem Planı
CHP yönetimi, siyasi mücadeleyi güçlendirmek ve toplumsal tepkiyi büyütmek için ise muhalefet cephesi oluşturmayı planlıyor. Bu çerçevede eski Millet İttifakı ortağı partiler dahil, muhalefet partileriyle ortak eylemler düzenlenebileceği belirtiliyor.
“Gerekirse Yeni Partiyle Yolumuza Devam Ederiz”
CHP’de “en kötü senaryo” olarak ise partinin bölünmesi olasılığı görülüyor. Kurultay davasından “mutlak butlan” veya “kayyum” kararı çıkması halinde, görevlendirilen kişinin “hemen olağanüstü kurultay” kararı alması gerektiği belirtiliyor. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu’nun “görevi bırakmamak” üzere partinin başına geçeceği, kurultayı zamana yayarak, parti örgütlerini ve yönetimi kendine göre dizayn edeceği” savunuluyor. Böyle bir durumda da CHP’nin oyunun “dibe vuracağını” savunan bazı parti kurmayları, “Böyle bir durumda da milleti seçeneksiz bırakmayız, yeni bir partiyle yolumuza devam ederiz” görüşünü dile getiriyor. Parti kulislerinde, ismi belirtilmemekle birlikte “yedek parti” hazırlığı yapıldığı da dile getirilen iddialar arasında.





