Türkiye’nin para düzenine ilişkin geniş bir yetki alanını ilgilendiren kritik hüküm, Anayasa Mahkemesi kararıyla kalkıyor. Karar Resmî Gazete ’de yayımlandı ve kamuoyunda geniş ilgi uyandırdı. Kararın etkileri merak konusu oldu. Mahkeme, Cumhurbaşkanı ’na döviz, banknot, hisse senetleri ve tahvillerin alım-satımı ile kıymetli madenler ve taşlar dahil bu varlıkların, bunlardan yapılmış eşyaların ve ticari senetler ile ödeme araçlarının ihracı-ithaline dair karar alma yetkisi tanıyan kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna hükmetti. Kararda, “ Cumhurbaşkanı’na … Türk parasının değerinin korunması hususlarıyla ilgili karar alma yetkisi tanıyan kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna” açıkça işaret edildi. Süreç, faaliyet izninin iptaline ilişkin bir işlem ve bu işleme dayanak teşkil eden, 21 Mayıs 2007 tarihli Kıymetli Madenler Borsası Aracı Kuruluşlarının Faaliyet Esasları ile Kıymetli Madenler Aracı Kurumlarının Kuruluşu Hakkında Yönetmelik ’in 21/1. maddesinin iptali talebiyle başladı. Davaya bakan Danıştay 13. Dairesi , söz konusu yönetmeliğin dayandığı norm olan 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun ’un, 15 Şubat 1954 tarihli ve 6258 sayılı kanunla değiştirilen 1. maddesinin Anayasa’ya aykırılığı kanaatine vararak itiraz yoluyla dosyayı AYM’ye taşıdı. Yüksek Mahkeme, döviz ve menkul kıymet işlemleriyle bu varlıkların ülkeye giriş-çıkışına ilişkin sınırlamaların “mülkiyet hakkı, sözleşme özgürlüğü ve teşebbüs özgürlüğüyle yakından” bağlantılı olduğunu vurguladı. Gerekçede, kuralın kişilerin malvarlığı üzerinde tasarrufa, borçlandırıcı işlemlere ve ticari faaliyetlere dair alanlarda yürütmeye geniş müdahale kapıları açtığı belirtildi. “Döviz, banknot, hisse senedi ve tahvillerin alım satımı … haklarla yakından ilgili olduğu açıktır.” cümlesi özellikle dikkat çekti. Mahkeme, Anayasa’nın 13. maddesi gereği temel hak ve özgürlüklerin yalnızca kanunla sınırlanabileceğini hatırlattı. Buna rağmen kuralın, aslında kanunla düzenlenmesi gerektiği açık olan bir sahada yürütmeye doğrudan düzenleme imkânı verdiğinin altı çizildi. Ekonomi başlıklarının gündem olduğu bu başvuruda, gözler doğal olarak hukuk ve piyasa dengelerine çevrildi. Gerekçe ve hukuki çerçeve AYM, kuralın Cumhurbaşkanı’na ekonomik hayatın önemli bir bölümüne temas eden, yani döviz ve kıymetli varlıkların ticareti ile hareketini doğrudan etkileyen kararlar alma olanağı sunduğunu belirtti; ancak bu yetkinin hangi şartlarda, hangi ilkeler doğrultusunda ve nasıl kullanılacağı konusunda kanunda yeterli çerçevenin çizilmediğine işaret etti. Mahkeme, yasal metnin sadece “ Türk parasının kıymetinin korunması ” amacını zikrettiğini, fakat yetki sınırlarını somut ilkelerle belirlemediğini not etti. Bu tablo, AYM’ye göre yasama organına ait alanın yürütmeye devri sonucunu doğuruyor. Gerekçede şu ifade öne çıktı: “ Yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesiyle bağdaşmaz. ” Değerlendirme, Anayasa’nın 7. maddesi bakımından da açık bir ihlal tespiti ile sonuçlandı. İptal hükmünün yürürlüğe giriş zamanı da belirlendi. Karar, Resmî Gazete ’de yayımlanmasından itibaren 9 ay sonra hüküm doğuracak. Bu süre, olası yasal düzenlemeler için bir geçiş imkânı olarak yorumlandı. Gözler, bundan sonra TBMM ’nin çizeceği çerçeveye çevrildi. Kararın toplumda ve ilgili çevrelerde nasıl yankı bulacağına dair beklenti artmış durumda. Son tahlilde, hukuk metinleriyle ekonomi arasındaki hassas denge yeniden tartışma masasında.
AYM, Cumhurbaşkanına verilen döviz ve ticaret yetkisini iptal etti
Anayasa Mahkemesi, 1567 sayılı Kanun’un Cumhurbaşkanı’na döviz, menkul kıymet ve kıymetli madenlere ilişkin alım-satım ile ithalat-ihracat üzerinde karar alma yetkisi veren 1. maddesini, Anayasa’nın 7. ve 13. maddelerine aykırı bularak iptal etti. Resmî Gazete’de yayımlanan karar 9 ay sonra yürürlüğe girecek.
