Ünlülerden nostalji yağmuru: Arşivden çıkan karelerle yıllara yolculuk

Sosyal medyada bu hafta adeta bir hatıra defteri açıldı; sahnelerden film setlerine, gazinolardan aile albümlerine uzanan eski kareler, geçmişin kokusunu bugüne taşıdı. Kimi isimler gençlik günlerine döndü, kimileri ustalarını anarak vefa gösterdi. Takipçilerin yorumları, ortak hafızanın nasıl canlı kaldığını hatırlattı.
Arşivden çıkan duygular
Nihat Doğan, şöhrete adım attığı 1994 tarihli ‘Kırdın Kalbimi’ dönemine selam yolladı ve 1996’da Sarayburnu’ndaki Çakıl Gazinosu’nda ‘Afrikalı Ali’ olarak bilinen Ali Şentürk’le aynı karede göründüğü bir görüntüyü yayınladı. Ünlü radyocu ile aynı sahne atmosferini paylaşan Doğan’ın notu, 90’ların gazino kültürünü bir anda gözler önüne serdi.
90’ların unutulmaz isimlerinden Doğuş, kariyerindeki kırılma anını yine o yıllardan bir anıyla anlattı. 1996’da cezaevinden çıktıktan sonra soluğu Ulus Müzik’te aldığını söyleyen sanatçı, “Gökhan Tepe’ye iki eser vermişim: Aşk Belası ve Zor Gelir… ‘Selamın aleyküm’ dedim… Oturduk, anlattım anlattım… O ağladı, ben ağladım. Meğer o kişi İskender abiymiş. 1997’den beri bana baba oldu” sözleriyle dönemin ruhunu özetledi. Bu satırlar, müzik dünyasında yol gösteren ustalara dair duyulan minneti bir kez daha ortaya koydu.

Ayşegül Aldinç ise okurlarını 2002 Dünya Kupası günlerine götürdü. O yıllarda Sabah’ta yazarken bir anda mahallesinde oluşan kalabalığı merak edip pencereden sarkmasını, aşağıdan “Tarkan gelmiş abla” sesiyle haberdar olmasını ve Megastar’la çekilen hatıra pozlarını neşeli bir dille aktardı. Esprili anlatımı, dönemin coşkusunu hissettirdi. Kısa bir selamlaşma, iki anlık sohbet ve birkaç pozla tamamlanan o günün hikayesi bugün hâlâ gülümsetiyor.
Kimi kareler bir tebessüm, kimileri ise derin bir iç çekiş bıraktı.
Sahneler, setler, gazinolar
Semiha Yankı, 1975’teki Eurovision Türkiye seçmelerinden bir görüntü paylaştı; yanında Ali Rıza Binboğa, Yeliz ve Yasemin Yılmaz. “Anılar… Çocuk yaştayız neredeyse” notu, “Seninle Bir Dakika” ile Cici Kızlar’la paylaşılan birinciliğin ve kurayla Stockholm biletini alıp Türkiye’yi temsil edişinin hatırasını tazeledi.
Moda dünyasından Neslihan Yargıcı, Ajda Pekkan’ın doğum gününü, yıllar önce dönemin ünlü mankenlerinden İnci Aksoy’la birlikte Club Med’de çekilen bir pozla kutladı. Ajda Pekkan’ın “Ne güzel, bayıldım. Çok güzel günler yaşadık. Vay vay vay” yorumu, dostlukların eskimediğini gösterdi. Serdar Ortaç ise kapalı hesaplarını yeniden açıp 1989’da Çekmece’deki ilk otomobilinin görüntüsünü “İlk arabam” notuyla paylaştı; 90’lara damga vuran hit’lerinin sahibinden küçük bir kişisel arşiv sayfası daha.
Yeşilçam’ın usta ismi Tarık Tarcan, 1986 tarihli ‘Akrep’ filminin setinden bir anı yayınlayarak Öztürk Serengil ve Ahu Tuğba’yı rahmetle andı; Coşkun Göğen’in babalığına dair bilinenin aksine bir cümleyle şefkat vurgusu yaptı. Tiyatro ve ekranların sevilen yüzü Nilgün Belgün ise siyah-beyaz aile sayfalarını açtı: Anne Semra ve baba Attila Belgün’den söz ederken kendini hem iyi huylarıyla hem de “sabırsız, dominant ama adaletsizliğe karşı toleranssız” yanlarıyla anlattı; çocukluğundan bu yana kedilerle kurduğu dostluğu da hatırlattı.

Sibel Can ile Hakan Ural’ın kızı Melisa 30 yaşına girerken, “30 yıl önce bugün” notuyla yayınladığı aile pozuna babasından “İyi ki doğdun canım kızım” mesajı geldi; ağabey Engincan Ural kalp emojileriyle eşlik etti. Ayşegül Aldinç, Marmara Üniversitesi’nin o zamanki adıyla Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’ndan mezun olduktan sonra Yıldız Porselen’de devlet memuru statüsüyle çalıştığı yıllara ait bir siyah-beyaz kareyi arşivden çıkarıp porselen üzerine yaptığı desenli işlere ve “Aslan Başı” saç modasına değindi; Eurovision’a katılıp ayağının tozuyla işe döndüğü günleri hatırlattı. Ayrıca ikinci kitabı için Burhaniye Kitap Fuarı’ndaki imza buluşmasının tarihini de not düştü.
Fedon, sakalsız hâlini yayımlayarak “çoğunuz beni böyle görmedi” diyerek takipçilerini şaşırttı. Güven Hokna ise 78. yaşını geride bırakırken gençlik yıllarında köpeğiyle aynı kadrajda yer aldığı bir kareyi paylaştı ve hayvanlara merhamet çağrısı yaptı. Oyuncu Nilgün Belgün, 1990’ların Zeytin Sardunya gecelerini anarken üçüncü eşi, müzisyen Attila Demircioğlu’ndan söz etti; onun Galatasaray Lisesi’nde Fransızca dersi verdiğini ve bugün Galatasaray Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olduğunu anımsattı.
Pop müziğin duayenlerinden Erol Evgin, Nükhet Duru, Bedia Muvahhit ve Adile Naşit’le aynı çerçeveye sığdığı bir TBT görüntüsü paylaştı; “albüm tanıtım kokteyli” notuyla o gecelere kapı araladı. “Selvi Boylum Al Yazmalım”ın küçük ‘Samet’i Elif İncinin bugün 50 yaşında olduğu hatırlatıldı; Kadir İnanır ve Türkan Şoray’la aynı filmde yer almanın hayatındaki dönüm noktası olduğunu söylemesi, sinemanın kuşaklar arası bağını güçlendirdi. Cüneyt Arkın’ın arşivinden çıkan ve Hulusi Kentmen, Gülşen Bubikoğlu, Emel Sayın, Aydemir Akbaş gibi isimlerin yer aldığı kalabalık kare ise bir Antalya Film Festivali hatırasını ölümsüzleştirdi.
Usta oyuncu Selda Alkor, 1965 yapımı “İnatçı Gelin” filminin Sapanca çekimlerinden kamera arkası bir görüntüyle yönetmen Sırrı Gültekin ve Münir Özkul’u andı. Bennu Yıldırımlar da 1988’de İstanbul Şehir Tiyatroları’nda rol aldığı Aristofanes’in ‘Kuşlar’ oyunundan bir sahneyi anımsattı; müziklerini unutmanın mümkün olmadığını vurguladı. Mahsun Kırmızıgül ise 1994’te İzmir Göl Gazinosu’ndaki toplu sahne düzeninden “olay” addedilen bir görüntü paylaştı ve “Bu ceket… Juventus forması mı? Perde mi? Beşiktaş forması mı? Zebra mı? Bende bilmiyorum… İnanın sahneye çıkmayı, müzik yapmayı özledim” sözleriyle hem kendine takıldı hem de özlemini dile getirdi. Bu satırlar, salonları dolduran o sezonların enerjisini hatırlattı.
Işıl Yücesoy, Taksim Belediye Gazinosu’nun tarihi binasını ve park içindeki o sahnenin yıkılıp gitmesine duyduğu üzüntüyü anlattı; hafızalarda yaşayan anılara tutundu. Mehmet Ali Erbil, ilk eşi Muhsine ve kızı Sezin’le yıllar öncesinden bir aile görüntüsü paylaşırken, Filiz Akın “Geçmiş Bahar Mimozaları” setinden minik partnerini takipçilere sorunca gözlüklü küçük oyuncunun Mehmet Günsür olduğu yorumlarda hızla bulundu.
Fatih Ürek, siyah-beyaz bir pozla Erkan Can, Özer Tunca ve Tevfik Bolulu’yla yan yana geldiği günlere döndü; “yılları sormayın” diyerek eski dostluklara selam gönderdi. Kadir İnanır’ın 1979’da İstanbul’a gelen ve “Haydarpaşa’nın gelini” olarak anılan Christina Haydar ve eşiyle aynı çerçevede yer aldığı görüntü; Nükhet Duru ile Doğan Canku’nun 1978’de kuliste paylaştıkları yemek anı ve kısa süren aşkları; “Orta Şarkın Altın Bülbülü” Neşe Karaböcek’in Kervan Plak’tan çıkan LP’siyle aldığı altın plak; 70’lerin sonunda üç komedyen ve ünlü bir sunucunun aynı kutlamada buluştuğu kare… Hepsi bir dönemin ritmini taşıyor.
Hülya Koçyiğit’in kız kardeşi Nilüfer Koçyiğit’in iki Tanju arasında dilek tuttuğu 1975 tarihli görüntü de arşivden çıktı. Ata Demirer’in Şener Şen’le aynı karede “Ne kadar şanslıyım” demesi ve yeni görünümüyle dikkat çekmesi ise sevenlerinden takdir topladı. Paylaşımların altı, hatıralarla doldu; kimi ünlüler kaybettikleri dostlarını anarken, kimileri dönemin ışığını bugünle buluşturdu. Duygulu anlar yaşandı.
Arşivden taşan bu görüntüler, sadece bireysel hafızaları değil, ortak kültürü de tazeledi; geçmiş, bugüne nazik bir uğrak yaptı.





