Geçtiğimiz günlerde İYİ parti li Mehmet Emin Korkmaz ’ın, Eskişehir’in Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in kılık kıyafetine yönelik kimi maksadını da aşan sosyal medya paylaşımları belirli bir kesimin tepkisine neden oldu. Savcılık sorgusunun ardından Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen Korkmaz, ifadesinin ardından halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan hapis cezası aldı! İYİ Parti ise tüm bu olanların ardından Mehmet Emin Korkmaz’ı partiden ihraç etti. Bu gelişmelerin ardından Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup toplantısına katılacak olan Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’e destek olmak amacıyla Eskişehirli kadınları çarşamba günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne beyaz örtüleri ile davet etti. Öncesinde Zeynep Güneş’i telefonla arayan Erdoğan, “11 Şubat Çarşamba günü 100 bayanla grup toplantısına geliyorsun, bembeyaz geliyorsun, sen zaten beyazsın ama sen şimdi inkilabi bir dönüş yaptın. Kızım, darbe anayasasından kurtarmak için elimizden geleni yapıyor, şu anda da çalışıyoruz. İnşallah onu da başaracağız. Ama bunu tabii Mihalgazi başarmış olacak, beraber inşallah. Bütün arkadaşların selamı var, hepsi duacı,” dedi. Yoğun dünya ve ülke gündemi arasında belki de çoğumuzun dikkatini çekmeyecek olan, bu konuyla ilgili tüm bu gelişmeleri kendi adıma çok önemsediğimi belirtmek istiyorum! Yıllardır kadınlar ve giysileri-giymedikleri vb. üzerinden politika yapanlara âdeta yeniden bir gün doğmuş oldu çünkü. AKP sonrası çoğu kadının, buna Cumhurbaşkanının eşi de dahil olmak üzere saç örtme biçimi Türkiye’ye özgü olmadığı gerekçesiyle yıllardır eleştiri konusuydu ve bu saç örtme biçimi özellikle Atatürkçü çevrelerce siyasal İslam’ın simgesi denilerek eleştiriliyordu. Oysa, bu olayda adı geçen Zeynep Güneş’in gerek başörtüsü ve örtünme biçimi ve gerekse giydiği şalvar, Ege Bölgesi’nden tutun da neredeyse tüm Anadolu’da kadınların gündelik yaşamında giydiği yöresel giysilerin bir benzeri aslında. Bana sorarsanız İYİ Partili Korkmaz’ın burada eleştirdiği nokta, bu giysinin biçimi değil, giyildiği yer ve makamdı. Ancak, tabii bunu söylerken üslubu daha farklı olabilirdi. Ama her zamanki gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan , konuyu “inkilabi bir dönüş” diyecek kadar büyüterek ayağına gelen topu yine kaleye atmak istedi ve özellikle de kendisine yakın olan çevrede elbette bu gol oldu. Ancak, eğer konumuz gerçekten özgürlükler ise ve dileyen dilediği yerde, makamda dilediğince giyinebilmeli ise, Korkmaz’a tepki gösterenler elbette haklı. Ama hepimiz biliyoruz ki, kadın ve erkek çalışanların, özellikle memurların bir takım giysi zorunlulukları vardır. Bana sorarsanız olmalıdır da. Yarın öbür gün bir başkası da çıkıp görevinin başına gecelik ya da pijama ile giderse tabii ki bunu da onaylamayız. Burada asıl eleştirilen şey, kadın Belediye Başkanı’nın başını bir tülbentle örtmesi değil, aynı zamanda tarlada çalışıyormuşçasına, yani günlük yaşamındaymışçasına bir şalvar da giymiş olmasıdır. Çünkü zaten ülkemizde yıllardır kamu çalışanları da dahil olmak üzere dileyen kadınların başörtüsü takma özgürlükleri vardır. Burada konu olan, görevin gerektirdiği daha derli toplu bir giysinin seçilmemiş olmasıdır. Ancak, bir eleştiri getirirken üslubumuza dikkat etmez, önünü sonunu hesap etmez isek, işte böyle birileri de bu fırsatı her zaman değerlendirir.