Yenidoğan çetesi soruşturması kapsamında açılan davanın ilk duruşması, İstanbul’da sert sözlerin havada uçuştuğu gergin bir oturuma dönüştü. Mahkeme salonunda taraflar sık sık karşı karşıya geldi, zaman zaman tansiyon yükseldi. Kimi anlarda salondaki sessizlik yerini şaşkın bakışlara bıraktı. Soruşturma kapsamında, makam odasında görevli bir savcıyı ölümle tehdit ettiği iddia edilen Mustafa Kemal Zengin ile suç örgütü yöneticileri arasında sayılan Aylin Aslantatar ve Gökhan Güler ‘in de aralarında bulunduğu toplam 13 sanık hakkında 36 ‘şar yıldan 72 ‘şer yıla kadar hapis cezası talebiyle açılan davanın görülmesine başlandı. Dava, Bakırköy 21. Ağır Ceza Mahkemesi ‘nde yapıldı; 6 tutuklu sanık duruşmada yerini aldı. Mahkeme heyeti salona girerken güvenlik önlemleri belirgindi. Kısa sürede herkesin dikkati sanık sıralarına çevrildi. Tutuklu Aslantatar salona alınır alınmaz, yüzünü müşteki cumhuriyet savcısı Yavuz Engin ‘e dönerek sert sözler söyledi: ‘Yavuz beni tutuklattın, yaktın. Adalet bir gün tecelli edecek. Ne mutlu Türk’üm diyene.’ Bu çıkış, daha baştan havayı keskinleştirdi. Salonda gergin anlar yaşandı. Zengin’in savunması ve art arda gelen itirazlar İlk savunmayı veren Zengin, kendisini dosyanın sanığı değil mağduru olarak nitelendirdi. Anlattığına göre, Yenidoğan çevresindeki gelişmeleri araştırdıktan sonra Aslantatar’ı uyarıp ‘Savcı beyden uzak dur’ dedi; dosyadan rahatsız edici kokular geldiğini ileri sürdü. Zengin’in beyanına göre Aslantatar, Engin’in geceleri sosyal medya üzerinden samimi mesajlar yazdığını ve üzerinde siyasi baskı olduğunu söylemişti. İddiaya göre bu görüşmelerin ardından, Engin Aslantatar’ı odasına davet etti; Aslantatar da Zengin’den kendisine eşlik etmesini istedi. Zengin, makama girdiğinde ‘Bir dosyaya müdahil olmak için gelmedim’ diyerek sınır çizdiğini anlattı. Konu Tuğçe Toptemel ‘e geldiğinde, Engin’in ‘Ne istiyorsun, tahliyesini mi, takipsizlik mi?’ diye sorduğunu; kendisinin ise ‘Yargılansın, kendisini aklasın’ karşılığını verdiğini söyledi. Hastane sahipleri ve yöneticileriyle ilgili tutuklama yapılmamasını sorguladığını, raporların akıbetini sorduğunda ise ‘daha gelmedi’ yanıtını duyduğunu, oysa belgelerin ulaştığını iddia etti. Bu noktadan sonra odadan çıkmak istediğini, Engin’in ısrarla bir kahve daha teklif ettiğini, Aslantatar oturmaya devam ettiği için kaldığını anlattı. Zengin, hakkında ‘öldürmeye teşebbüs’ değerlendirmesi yapıldığına ilişkin olarak kesin bir dille reddetti: ‘Böyle bir niyet yoktu.’ Özel hayatla ilgili sorgulama yapmadığını, odadan çıktıktan sonra Aslantatar’a ‘Bizi kayda aldı’ diye uyardığını dile getirdi. O anların kayıtlarının manipüle edildiğini savundu; makam odasında kullandığı ‘Kalem kırıldı’ ifadesiyle kastının bir kişiye yönelik ölüm tehdidi değil, dosyada yapılan hatalar nedeniyle güven yitimini anlatmak olduğunu belirtti. Hatta örnek verirken Papa suikastına atıf yaptığını söyledi. Bu anlatım sürerken müşteki Engin, yerinden ‘Devlet kumpas kurmaz. Haddini bil’ diyerek tepki verdi. Söz düellosu bir anda alevlendi. Mahkeme başkanı tarafları birden fazla kez uyardı. Gerilim beden diline de yansıdı; tarafların yorgunluğu yüzlerinden okunuyordu. Zengin ayrıca bir ‘örgüt’ten söz edilemeyeceğini, dosyadaki isimlerin çoğunu tanımadığını, birbirlerini tanımayan sanıkların da bulunduğunu belirtti. Kendisinin çevrede ‘MİT müsteşar’ı’ diye anılmasının güç sahipliği algısıyla ilgili bir yakıştırma olduğunu, bunu kullanarak kimseye kendini tanıtmadığını söyledi. Engin’le görüşmesinde ‘Müsteşarım’ sözünü, Aslantatar’ın kendisini o şekilde takdim etmesi nedeniyle boşa düşürmemek için kullandığını ekledi. Kısacası, kendi ifadesiyle, makam odasında söylediği pek çok söz ya yanlış anlaşıldı ya da bağlamından koparıldı. Savunmanın bir yerinde Zengin, ‘Savcı beyin makam odasındaki videoyu hep beraber izleyelim. Örgütün ikinci görünmeyen lideri savcıdır’ dedi. Buna karşı Engin, sanığa bakarak kısa ve sert bir yanıt verdi: ‘Tutuklu yargılanıyorsun aslanım, rahat ol.’ Araya mahkeme başkanı girince sesler bir süreliğine kesildi; hemen ardından Engin’in ‘Ş…z suçlu, bana suç örgütü liderliği suçu atıyor’ sözleri salonun havasını yeniden ağırlaştırdı. Aslantatar’ın anlatımı ve sert çıkışlar Zengin’in ardından söz alan Aslantatar, davada mağdur konumunda olması gerekirken sanık olarak yer almanın ağır bir yük olduğunu söyledi. Kendi ifadesiyle yalnızca tanıklık yapabileceği bir dosyada yargılanmak ‘çok kötü’ydü. Aslantatar, Engin’le İstanbul’a tayininden önce sosyal medyada tanıştıklarını, zaman içinde özel konuşmalar yaptıklarını anlattı. Engin’in kendisine zaman zaman ‘Ne giydin, içinde ne var’ şeklinde mesajlar yazdığını, kendisinin her defasında