Uzmanlar, endemik bölgelere seyahat edecekler için sıtma riskine dikkat çekerek koruyucu ilaçlar ve kişisel önlemlerin önemini vurguluyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Şeyma Betül Kayhan, özellikle sıtmanın endemik olduğu bölgelere seyahat edecek kişiler için hastalığın önemli bir risk teşkil ettiğini belirtti. Dr. Kayhan, korunmada en etkili yöntemlerin başında koruyucu ilaç kullanımı ve kişisel önlemler geldiğini vurgularken, seyahat sonrası ateş ve benzeri şikayetleri olanların sağlık kuruluşlarına başvurarak seyahat geçmişlerini ve kullandıkları ilaçları doktorlarıyla paylaşmalarının hayati önem taşıdığını ifade etti. Lokman Hekim Üniversitesi Ankara Hastanesi’nden Dr. Kayhan, Dünya Sıtma Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada, Türkiye’de yerli sıtma bulaşının sona ermiş olmasına rağmen, yurtdışı kaynaklı vakalar ve iklim koşulları nedeniyle hastalığın riskinin devam ettiğini söyledi. Özellikle riskli bölgelere seyahat edecekler için koruyucu tedbirlerin hayati derecede önemli olduğunu belirten Dr. Kayhan, sıtmanın anofel sivrisineklerinin ısırmasıyla bulaşan ve Plasmodium adı verilen parazitlerin yol açtığı bir enfeksiyon hastalığı olduğunu açıkladı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre vaka sayılarında düşüş yaşansa da, hastalığın etkilerinin sürdüğünü sözlerine ekledi. Türkiye’de geçmişte yaygın olarak görülen sıtmanın, Sağlık Bakanlığı’nın başarılı çalışmaları sayesinde yerli bulaş açısından ortadan kaldırıldığını hatırlatan Dr. Kayhan, ancak ülkenin subtropikal kuşakta yer alması, iklim değişikliği ve insan hareketliliğinin yoğunluğu gibi faktörler nedeniyle riskin tamamen ortadan kalkmadığını belirtti. Türkiye’ye her yıl yaklaşık 200-250 civarında yurtdışı kaynaklı sıtma vakası bildirildiğini ve bu vakaların büyük çoğunluğunun Sudan, Nijerya ve Uganda gibi Afrika ülkelerinden geldiğini dile getirdi. Hastalığın belirtilerinin sivrisinek teması sonrası en erken bir hafta içinde ortaya çıkabildiğini, ateş, üşüme, titreme, terleme, baş ağrısı ve kas-eklem ağrıları gibi semptomların görülebileceğini anlattı. Dr. Kayhan, erken tanı ve tedavi ile genellikle tam bir iyileşme sağlandığını ancak en ağır seyreden sıtma türlerinde koma, böbrek yetmezliği ve akciğer ödemi gibi ciddi sağlık sorunlarının gelişebileceği uyarısında bulundu. Sıtma tanısının Türkiye’deki sağlık kuruluşlarında periferik kan yayması ile konulduğunu ve doğrulama testlerinin İl Halk Sağlığı Laboratuvarları’nda yapıldığını belirten Dr. Kayhan, tedavi için kullanılan ilaçların ise İl Sağlık Müdürlükleri tarafından temin edildiğini aktardı. Endemik bölgelere seyahat edecekler için sıtmanın ciddi bir risk oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Kayhan, henüz etkili bir aşısı bulunmadığı için korunmada koruyucu ilaçlar ve kişisel önlemlerin başı çektiğini yineledi. Seyahatten en az 15 gün önce profilaksiye başlanması gerektiğini, seyahat sırasında uzun kollu kıyafetler giyilmesi ve sinek kovucuların kullanılması gerektiğini önerdi. Seyahat dönüşünde ateş gibi belirtiler yaşayan kişilerin ise, seyahat geçmişlerini ve kullandıkları ilaçları doktorlarıyla eksiksiz paylaşmalarının, erken teşhis ve doğru tedavi için kritik önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Sıtmaya Karşı Korunmanın En Etkili Yolları: İlaçlar ve Kişisel Önlemler Hayati Önem Taşıyor
Uzmanlar, endemik bölgelere seyahat edecekler için sıtma riskine dikkat çekerek koruyucu ilaçlar ve kişisel önlemlerin önemini vurguluyor.
