Sirozun Gizemli Bağlantısı Ortaya Çıktı: Ağızdan Bağırsaklara Uzanan Tehlike

Uluslararası bilim camiası, siroz hastalarında ağız mikrobiyomu ile bağırsak sağlığı arasındaki kritik ilişkiyi aydınlattı. Araştırma, yeni tedavi yöntemlerinin kapısını aralayabilir.
Biruni Üniversitesi ev sahipliğinde, Türkiye ve Avrupa’dan önde gelen bilim insanları, siroz hastalarının sağlık durumunu kökten değiştirebilecek önemli bir bulguya imza attı. Yapılan araştırmalar, siroz gibi ileri evre karaciğer hastalıklarında ağızdaki zararlı bakterilerin bağırsaklara yerleşerek hastalığı daha da ağırlaştırdığını ve ciddi komplikasyonlara yol açtığını ortaya koydu. Bu bulgu, hastalığın seyrini anlamak açısından çığır açıcı nitelikte.
King’s College London, University of Münster, Université Paris-Saclay gibi saygın kurumların yanı sıra UCL, University of Southern Denmark ve European Foundation for the Study of Chronic Liver Failure gibi uluslararası kuruluşların da dahil olduğu geniş bir bilimsel iş birliği ile gerçekleştirilen çalışma, özellikle ağız kökenli bazı bakteri türlerinin yüksek miktarda amonyak üreterek siroz hastalarında görülen hiperamonyemi ve hepatik ensefalopati gibi ölümcül komplikasyonlara zemin hazırladığını tespit etti.
Wiley tarafından yayımlanan, mikrobiyom ve sistem biyolojisi alanında önde gelen dergilerden iMeta’da yer alan araştırma, ileri evre siroz hastalarının ağız ve bağırsak mikrobiyomlarını kapsamlı bir şekilde inceledi. Elde edilen bulgular, siroz ilerledikçe ağızdan kaynaklanan bazı bakterilerin bağırsaklarda daha fazla çoğaldığını ve bunun metabolik dengesizliklerle doğrudan ilişkili olabileceğini gösterdi. Sistem biyolojisi ve genom ölçekli metabolik modelleme gibi gelişmiş yöntemler kullanılarak yapılan analizler, bu bakterilerin sadece bağırsak florasını değil, aynı zamanda karaciğer, beyin ve kas metabolizmasını da olumsuz etkileyen karmaşık biyokimyasal süreçleri tetikleyebildiğini kanıtladı. Bilim insanları, bu çalışmanın siroz tedavisinde mikrobiyom odaklı yeni yaklaşımların geliştirilmesine büyük katkı sağlayacağını ve ağız-bağırsak-karaciğer arasındaki karmaşık ilişkinin daha derinlemesine incelenmesi gerektiğini vurguladı.




