Rosatom’dan İklim Zirvesi’nde Nükleer Enerji Vurgusu: Türkiye’nin Karbon Hedeflerine Destek

Rosatom, 11. İstanbul Karbon Zirvesi'nde nükleer enerjinin iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolünü ve Türkiye'nin 2053 karbon nötr hedefine katkılarını ele aldı.
Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom, İstanbul Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 11. İstanbul Karbon Zirvesi’ne katılarak, nükleer enerjinin sürdürülebilir bir gelecekteki kritik rolünü vurguladı. Türkiye’nin önde gelen devlet kurumları, sivil toplum kuruluşları, bankacılık sektörü temsilcileri ve yeşil enerji uzmanlarının buluştuğu zirvede Rosatom, etkinliğin önemli ortaklarından biri olarak yer aldı. Karbon düzenlemeleri, iklim finansmanı, endüstriyel karbonsuzlaştırma ve enerjinin iklim hedeflerine ulaşmadaki rolü gibi hayati konuların masaya yatırıldığı zirvede Rosatom, bu tartışmalara aktif katılım gösterdi.
Rosatom’un Sürdürülebilir Kalkınma Departmanı Direktörü Polina Lion, zirvede yaptığı sunumda, nükleer enerjinin küresel iklim düzenlemelerinin yeni mimarisindeki yerini detaylandırdı. Lion, uluslararası iklim gündeminin ekonomik etkilerine ve sınır ötesi iklim düzenleme mekanizmaları ile yeşil finans sistemlerinin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. Rosatom’un hesaplamalarına göre, Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesinin tüm yaşam döngüsü boyunca karbon ayak izinin 4 g CO₂-eq/kWh’den az olması, bu teknolojinin düşük karbonlu enerji talebini karşılama potansiyelini ortaya koyuyor. Bu düşük emisyon oranı, Türkiye’nin ulusal iklim hedeflerine ulaşması ve temiz bir enerji karması oluşturması açısından nükleer enerjinin taşıdığı değeri bir kez daha teyit etti.
Polina Lion, konuşmasında nükleer enerjinin iklim gündemindeki yeri ve pratik uygulamaları hakkında şunları belirtti: “İklim gündemi artık genel tartışmalardan, sera gazı emisyonlarını gerçek anlamda azaltan ve aynı zamanda enerji arz güvenliğini destekleyen pratik araçların oluşturulmasına doğru ilerliyor. Nükleer enerji, düşük karbonlu elektriği istikrarlı bir şekilde üreterek, hava koşullarından bağımsız çalışarak ve Türkiye’nin 2053 yılına kadar karbon nötr olma hedefine ulaşmasında önemli bir rol üstlenerek bu hedeflere ulaşmamızı sağlıyor. Nükleer güç santralleri, sadece ölçekleri, altyapı ve sanayi gelişimine katkıları ve yerel istihdam olanaklarıyla değil, aynı zamanda gelecek nesiller için yaşanabilir bir çevre yaratma potansiyeliyle de yeşil bir ekosistemin oluşmasına katkıda bulunmaktadır.”




