Psikologlar Uyardı: Sosyal Medya Bağımlılık Riski Taşıyor, Gerçeklik Algısını Köreltiyor

Türk Psikologlar Derneği Genel Başkan Yardımcısı Uzm. Psikolog Ali Demirel, 'sosyal medya'nın 'sanal medya'ya dönüştüğünü belirterek, bilinçsiz kullanımın bağımlılık riskini artırdığını ve empati duygusunu azalttığını vurguladı. Özellikle çocuklar için risklerin altını çizdi.
Türk Psikologlar Derneği Genel Başkan Yardımcısı Uzm. Psikolog Ali Demirel, günümüzdeki sanal medya platformlarının başlangıçtaki sosyalleşme amacından uzaklaştığını ve adeta yapay bir ortama dönüştüğünü belirtti. Demirel, etkileşim ve ticaret odaklı hale gelen bu platformların bilinçsiz kullanımının bireylerin gerçeklik algısını ve duygusal tepkilerini köreltebileceğini, hatta empati duygusunda azalmaya yol açabileceğini söyledi.
İnternetin yaygınlaşmaya başladığı dönemlerde ‘sosyal medya’ olarak adlandırılan platformların, zamanla ‘sanal medya’ya evrildiğini ifade eden Demirel, bu yeni ismin platformların bugünkü durumunu daha iyi yansıttığını dile getirdi. Eskiden iletişim ve buluşma amacıyla kullanılan bu mecraların, günümüzde gerçeklikten uzak, ayrı bir dünya oluşturan yapay bir ortama dönüştüğünü vurgulayan Demirel, bu değişimin platformların ilk amacından uzaklaştığını gösterdiğini belirtti.
Bağımlılık Döngüsü ve Dopamin Dengesi
Sanal medyadaki beğeni, yorum ve paylaşım gibi unsurların, kullanıcılara bir tür ödül hissi verdiğini kaydeden Ali Demirel, insanların takdir edilme arzusuyla içerik üretmeye yöneldiğini söyledi. Bu durumun, kumar bağımlılığındaki değişken ödül sistemine benzediğini belirten Demirel, sanal medyadaki düzensiz gelen bildirimlerin, kullanıcıyı sürekli içerik üretmeye ve ödül beklemeye ittiğini ifade etti. Bu döngünün, beyindeki dopamin dengesini bozarak kişiyi sürekli haz arayışına sürükleyebileceğini ve farkında olmadan ekran bağımlılığına yol açabileceğini anlattı.
Dijital Detoks ve Farkındalık Önemli
Ruh sağlığını korumak adına dijital detoks gibi uygulamaların önemine değinen Demirel, sanal medyayı zararlı hale getiren unsurun kullanım şekli ve süresi olduğunu vurguladı. Kullanım dozunu ve içerik tercihlerini kontrol etmenin büyük önem taşıdığını belirten Demirel, kişilerin bilinçli filtreler oluşturması gerektiğini söyledi. Maruz kalınan içeriklerin farkında olmadan tüketilebileceğini hatırlatarak, karşılaşılan olumsuz içerikler karşısında kısa süreli bir düşünme eyleminin bile farkındalık kazandırabileceğini belirtti. Bu tür küçük farkındalık çalışmalarının, benzer içeriklerle etkileşimi azaltabileceğini ekledi.
Çocuklar ve Ergenlerde Riskler Artıyor
Yetişkinlere kıyasla çocuk ve ergenlerin sanal medyanın olumsuz etkilerine karşı daha savunmasız olduğunu ifade eden Demirel, beyin gelişimlerinin henüz tamamlanmamış olmasının bu etkilerin daha yoğun yaşanmasına neden olduğunu belirtti. Ebeveynlerin çocukların ekran ve sanal medya kullanımını yakından takip etmesi gerektiğini vurgulayan Demirel, oyunlar ve yayınlardaki şiddet unsurlarının, özellikle gelişim çağındaki bireylerde şiddetin normalleştirilmesine yol açabileceğini dile getirdi. Bu durumun, şiddetin algılanış biçimini kökten değiştirebileceği uyarısında bulundu.
Empati Yoksunu Davranışlar ve Yanlış Zarar Algısı
Sanal medyadaki içeriklerde şiddetin sıklıkla bir çözüm yöntemi olarak sunulduğuna dikkat çeken Demirel, bunun çocuk ve ergenlerde şiddetin etkili bir yöntem olduğu düşüncesini pekiştirebileceğini söyledi. Oyunlardaki ölüm kavramının yanlış ele alınış biçiminin de çocukların ölümün geri dönüşü olmayan bir durum olduğu gerçeğini kavrayamamasına neden olabileceğini belirtti. Bu durumun, zarar algısının yanlış gelişmesine ve kontrolsüz, empati yoksunu davranışlara zemin hazırlayabileceğini ifade etti.
Çocukları Korumada Ebeveyn Rolü
Çocukların zarar algısının gelişmesinde zorlandığını belirten Demirel, maruz kaldıkları içeriklerin neden ve nasıl zararlı olabileceğinin somut örneklerle anlatılması gerektiğini vurguladı. Filtreleme yapılmış olsa bile uygun olmayan içeriklere maruz kalan çocukların duygusal gelişiminin desteklenmesi ve empati duygusunun güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Demirel, çocukları korumanın temelinde sağlıklı bir dijital filtre oluşturmanın ve bu filtrenin yetersiz kaldığı durumlarda çocuğun gerçeklik algısını ve duygusal gelişimini güçlendirmenin yattığını belirtti.




