Otizm Spektrum Bozukluğu: Her Birey Farklıdır

Uzman Klinik Psikolog Eda Atay, otizmli bireylerin gelişim özellikleri ve ihtiyaçlarının çeşitlilik gösterdiğini vurguladı.
ANKARA – Uzman Klinik Psikolog Eda Atay, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) ile ilgili değerli bilgiler paylaştı. Atay, otizmin sosyal iletişim zorlukları ve tekrarlayıcı davranışlarla kendini gösterdiğini belirterek, “Spektrum” kavramının bu durumun her bireyde farklılıklar gösterdiğini ifade ettiğini belirtti. Bu nedenle otizmli bireylerin gelişim özellikleri ve ihtiyaçlarının birbirinden farklı olduğunu kaydetti.
Günümüzde her 31 çocuktan 1’inin otizm spektrumunun bir parçası olduğu görüldüğünden, erken tanı ve bilimsel temelli eğitim yaklaşımları çocukların gelişimindeki en önemli etkenler arasında yer alıyor. Memorial Ankara Hastanesi’nden Atay, Otizm Farkındalık Günü vesilesiyle çocukların gelişiminde erken tanının rolünü açıkladı.
Otizm bir hastalık değil, nörogelişimsel bir farklılık olarak tanımlanıyor. Bu durumun belirtileri genellikle yaşamın ilk 2-3 yılında ortaya çıkıyor. Ortalama tanı yaşı 3.5 iken, ebeveynler sıklıkla çocukları henüz 1 yaşında henüz bulundukları gelişimsel farklılıkları gözlemleyebiliyor. Ailelerin 18 aylık olana kadarki gözlemleri sayesinde çocuklarındaki farklılıkları belirleyebilirken, bu noktada erken tanı büyük önem taşıyor.
Dikkat edilmesi gereken bazı başlıca belirtiler şunlardır:
– İsme tepki vermeme
– Göz teması kurmama
– Konuşmada gecikme veya gerileme
– Akranlara ilgisizlik
– Tekrarlayıcı hareketler
– Rutin değişikliklerine aşırı tepki
Atay, bu belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden bir değerlendirme yapılmasının önemini vurguladı. Otizm, yaşam boyu devam eden bir durum olsa da, erken teşhis sayesinde çocukların gelişiminde kaydedilen ilerlemeler gözlemlenebiliyor.
Uzman, “Beynin esnek yapısı, dil gelişimi, sosyal beceriler ve günlük yaşam becerilerinin güçlenmesine yardımcı oluyor. Her bireyin ihtiyaçları farklıdır; genetik ve çevresel etkiler bu durumun sebepleri arasında yer alıyor” dedi. Otizmin nedeni henüz tam olarak bilinmemekte, ancak genetik faktörler en güçlü etken olarak kabul edilmektedir.
Erken dönemdeki müdahale ile etkili sonuçlar alınabileceğini dile getiren Atay, “Otizmde en etkili yaklaşım, bireye özel planlanan ve multidisipliner eğitim programlarıdır. Bilimsel olarak etkili olan yöntemler arasında davranış temelli yaklaşımlar (ABA) ve erken yoğun davranışsal müdahale programları yer alıyor” şeklinde konuştu.
Ailelerin sürecin merkezinde yer aldığını vurgulayan Atay, otizmin tanısının sadece çocuğu değil, tüm aileyi etkilediğini belirtirken, ailelerin sürece aktif katılımının çocukların gelişimini doğrudan etkilediğini ifade etti. Evde yapılan destekleyici çalışmalar ve ebeveyn eğitimi, tedavi sürecinde önemli bir rol oynamaktadır.
Nisan ayı dünya genelinde Otizm Farkındalık Ayı olarak kabul edilirken, 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü olarak kutlanıyor. Mavi renk, otizm farkındalığının sembolü olarak öne çıkarken, birçok bina bu gün mavi ışıklarla aydınlatılıyor. Atay, otizmi bir hastalık değil, dünyayı farklı algılama biçimi olarak tanımladı ve toplumu bu bireyleri anlamaya ve desteklemeye davet etti.




