Mavi Işık ve Dış Aydınlatmanın Sağlık Üzerindeki Etkileri

Prof. Dr. Levent Öztürk, dış aydınlatma ve mavi ışık maruziyetinin sağlık sorunlarına yol açtığını açıkladı.
Trakya Üniversitesi’nden Prof. Dr. Levent Öztürk, gece zamanlarında yapılan aydınlatmalar ve cep telefonlarının yaydığı mavi ışığın, gençler ve hamile bireylerde depresyon riskini artırdığını belirtti. Özellikle ergenlik dönemindeki bireylerde, akşam saat 8’den sonra mavi ışığa maruz kalmanın, dört saat ve üzeri durumlarda depresyonla ilişkilendirildiğini ifade eden Öztürk, gebelerde dış ortamlarda yüksek seviye ışığa maruz kalmanın doğum öncesi depresyonla bağlantılı olduğunu vurguladı.
Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Başkanı olan Prof. Dr. Öztürk, kentlerdeki yapay aydınlatmalar ve elektronik cihazlardan yayılan mavi ışığın sağlığa olumsuz etkileri üzerinde de durdu. Son yıllarda aydınlatma seviyelerinin arttığını ifade eden Öztürk, aşırı aydınlatmanın ışık kirliliği sorununa yol açtığını açıkladı. Bu aşırı aydınlatmanın çevresel etkileri kadar enerji tüketimiyle birlikte ortaya çıkan karbondioksit emisyonunun da kaygı verici olduğunu dile getirdi.
Prof. Dr. Öztürk, ışık kirliliğini endokrin bir kirletici olarak gördüklerini ve bunun uyku kalitesi, sirkadiyen ritim ile hormon düzenlerini olumsuz etkilediğini kaydetti. Geceleyin doğal olan ay ışığı ve yıldızların aydınlatması yerine, yapay ışıklarla aydınlatılan gökyüzünün, insanların sağlığı üzerindeki etkilerini gözler önüne serdi.
Mavi ışığın, genç bireylerde depresyon riskini artırabileceğine dikkat çeken Öztürk, bu konuda yapılan bir araştırmada gece saat 8’den sonra maruz kalınan mavi ışığın yine dört saat ve üzerinin depresyon riskiyle ilişkilendirildiğini aktardı. Ayrıca, gebelerde dış ortamda gece yüksek seviyede ışığa maruz kalma durumunun doğum öncesi depresyon ile bağlantılı olduğunu belirtti.
Son olarak, şehir aydınlatmalarının gökyüzüyle ilgili araştırmalar yapan bilim insanlarının işlerini zorlaştırdığını ve bu kirliliğin engellenmesi gerektiğini vurguladı. Bilim insanlarının, gökyüzü gözlemi için daha iyi koşullara ihtiyaç duyduğunu belirtirken, şehirlerin genişlemesiyle bu konuda zorluklar yaşandığını ifade etti.




