Glokom: Sessiz ilerleyen bir tehlike, kalıcı görme kaybına yol açabilir

Glokom, Türkiye'de 2 milyon insanı tehdit ediyor; düzenli kontroller hayati önem taşıyor.
İstanbul, Dünya Glokom Haftası kapsamında önemli açıklamalarda bulunan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Faruk Kaya, glokomun, halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen sinsi bir hastalık olduğunu vurgulayarak, “Ülkemizde yaklaşık 2 milyon insan glokom riski altında. Ancak hastalığın sinsi ilerleyişi nedeniyle birçok hasta durumundan habersiz. Bir kez hasar oluştuktan sonra geri dönüş yok; bu nedenle 40 yaş sonrası yılda bir kez göz muayenesi şart!” dedi.
Glokom, göz içi basıncının göz sinirlerine zarar verecek seviyeye ulaşmasıyla ortaya çıkan ve kalıcı görme kaybına yol açabilen bir rahatsızlıktır. Bu kapsamda değerlendirmelerde bulunan Medipol Bahçelievler Üniversite Hastanesi’nden Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Kaya, hastalığın çoğunlukla belirti vermeden ilerlediğine dikkat çekti.
Göz sinirlerine kalıcı hasar verebilen glokom hakkında bilgi veren Prof. Dr. Kaya, “Gözde bulunan ‘humor aköz’ adı verilen sıvı, göz içinde üretiliyor ve belirli kanallardan dışarı atılıyor. Eğer bu sıvı yeterince dışarı atılamazsa göz içi basıncı yükseliyor ve bu basınç göz sinirlerine zarar veriyor. Bu hasar geri dönüşümsüz” şeklinde konuştu.
Glokomun belirti vermeden ilerlediğini aktaran Prof. Dr. Kaya, birçok insanın görme kaybı yaşamadan bu durumu fark edemediğini belirtti. “Glokom, sinsi bir hastalıktır. Göz tansiyonu 23, 24 veya 25 seviyelerinde olsa dahi kişi çoğu zaman hiçbir şey hissetmez. Ancak göz sinirlerindeki hasar belirli bir seviyeye ulaştığında görme kaybı başlamaktadır. Bu noktada çoğu zaman geç kalınmış olabilir” ifadelerini kullandı.
Genetik yatkınlığın glokomda önemli bir risk faktörü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kaya, glokom öyküsü bulunan ailelerin dikkatli olması gerektiğini söyledi. “Anne, baba veya yakın akrabalarında glokom bulunan kişilerin, özellikle 40 yaşından sonra yıllık göz muayenelerini yaptırmaları ve göz tansiyonlarını kontrol ettirmeleri şart,” dedi.
Glokomun genellikle ileri yaşlarda görüldüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Kaya, “Normal şartlarda 40 yaş sonrası daha sık görülmektedir ancak gençlerde, çocuklarda hatta yeni doğan bebeklerde bile glokom görülebilir. Dolayısıyla glokom için belirli bir yaş sınırlaması yoktur. Türkiye’de glokom hastalarının büyük bir kısmı hastalıklarının farkında değil; yaklaşık 2 milyon civarında glokom hastası olduğu tahmin ediliyor, ancak tanı konulup tedavi alan hasta sayısı yaklaşık 400 bin civarında. Yani birçok kişi, glokom hastası olduğunu bilmeden yaşamını sürdürüyor,” ifadelerini kullandı.
Glokom tedavisinde genellikle ilaç tedavisinin yeterli olduğunu belirten Prof. Dr. Kaya, bazı durumlarda cerrahi tedavinin de devreye girdiğini ifade etti. “Glokom tedavisinin yaklaşık %95’i ilaç tedavisiyle gerçekleştirilir. Göz damlalarıyla göz içi basıncı kontrol altına alınabilir. Ancak bazı hastalarda sadece ilaç tedavisi yeterli olmayabilir, bu durumda cerrahi tedavi seçenekleri devreye girebilir,” diyerek sözlerini tamamladı.




