Gelecek Partisi’nden İran’daki Kız İlahkorunun Hedef Alınmasına Sert Tepki

Meryem Türktekin, İran'da kız ilkokuluna yönelik saldırının bilinçli bir tercih olduğunu vurguladı.
ADANA, – GELECEK Partisi İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Meryem Türktekin, 28 Şubat’ta İran’da kızların eğitim gördüğü bir ilkokulun doğrudan hedef alınmasının, insanlık tarihinin en büyük riyakarlık sahnelerinden birine tanıklık etmek anlamına geldiğini ifade etti. Türktekin, “Bu saldırı bir hata değil, bilinçli bir tercihtir” dedi.
Meryem Türktekin, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, dünyanın bu hafta, insanlık tarihinin en büyük riyakarlık sahnelerinden birine tanıklık ettiğini belirtti. Türktekin, “Gazze’de kaybedilen her çocukla birlikte aşınan uluslararası hukuk, 28 Şubat’ta İran’daki bir kız ilkokulunun doğrudan hedef alınmasıyla adeta sona ermiştir. Minab’da katledilen çocukların kanı henüz kurumamışken, Birleşmiş Milletler (BM) kürsüsünde ABD Başkanı’nın eşi Melania Trump’ın çocuk hakları üzerine barış nutku atması, uluslararası hukukun ve toplumun çöküşünü ilan eden bir tablo duruyor. ABD ve İsrail, diplomasi masası açıkken 28 Şubat’ta İran’a karşı bir operasyon başlattı ve ilk hedef olarak Minab’daki bir kız ilkokulunu seçti. Bugün, o okulda katledilen çocuk sayısının yaklaşık 170’e ulaştığını, 60 çocuğun bedeninden ise tek bir parça dahi bulunamadığını belirtmek isterim. Bu saldırının bir hata olduğuna inanmamız bekleniyor. Ancak, İran’ın üst düzey yöneticilerini nokta atışıyla vuran bir istihbarat ve teknoloji ağının, bir ilkokulu yanlışlıkla hedef alması teknik olarak imkansızdır. Bu, bir hata değil, bilinçli bir tercihtir. Uluslararası insancıl hukuk, askeri güçlere hedefin niteliğini belirleme yükümlülüğü yükler. Bu durum, askeri literatürde ‘Shock and Awe’ (Şok ve Dehşet) olarak adlandırılan bir stratejidir; bu katliam da bugüne kadar yapılan en karanlık uygulamalardan biridir. Shock and Awe stratejisinde sivil altyapı ve eğitim kurumlarının hedef alınması, düşmanın yalnızca fiziksel gücünü değil, toplumsal moral ve psikolojik direncini de kırmayı hedefleyen bir terör yöntemidir. 2003 yılında ABD’nin Irak’a yönelik başlattığı operasyonda Bağdat günlerce ağır bombardıman altında kalmış, bu görüntüler dünyanın gözünde dehşet verici bir gerçeklik olarak sunulmuştu. Aynı manzarayı 7 Ekim sonrasında da defalarca Gazze’de gördük. Dolayısıyla o okulun vurulması, bir yanlışlık değildir; ABD ve İsrail, kız çocuklarını bilinçli olarak hedef almıştır; amaçları ise, şok ve dehşet yaratarak İran halkının savaşma azmini kırmaktır. Ancak unutulmamalıdır ki, adalet her zaman bir bumerang gibidir; attığınız haksızlık er geç sizi bulur. O savunmasız çocukların katli, İran halkının acıda birleşmesine ve direniş gücünün artmasına neden olmuştur.”




