Gediz Ovası’nda İkinci Taşkın: Üzüm Bağları Kök Çürümesi Riskiyle Karşılaşabilir

Manisa'da Gediz Nehri'nin taşması, üzüm tarlalarını etkileyerek kök çürümesi tehlikesini artırdı.
GEDİZ Nehri’nin taşması sonucu Manisa’da binlerce hektarlık üzüm bağı su altında kaldı ve üreticiler büyük bir belirsizliğe girdi. Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü’nden Ziraat Yüksek Mühendisi Mustafa Sacit İnan, suyun ağır topraklarda geç çekilmesi nedeniyle kök çürümesi riski konusunda uyardı.
Gediz Nehri, Kütahya’dan doğarak İzmir’in Foça ilçesinden Ege Denizi’ne dökülen 401 kilometrelik uzunluğa sahiptir. 6 Şubat gecesi başlayan sağanak yağışlar, büyük bir taşkına neden oldu. Taşkın sonrası Manisa’nın Salihli, Turgutlu ve Şehzadeler ilçelerinde su seviyesi hızla yükseldi ve bu durum binlerce hektarlık tarım arazisinin yanı sıra üzüm bağlarını da olumsuz etkiledi. Üreticiler, yaklaşık bir ay aradan sonra suların çekildiği bölgelerde hafta sonu yine etkili olan sağanak yağışlarla bir kez daha endişe içine girdi. Yağışların geniş bir alanda etkili olması ve toprağın zaten suya doymuş olması, taşkının seviyesini artırdı. Türkiye, çekirdeksiz kuru üzüm üretiminde dünya lideri konumunda bulunurken, Manisa’nın ihracatında önemli bir paya sahip. Geçen yılın ağustos ayı verilerine göre, 148 bin tonluk ihracatla ülke ekonomisine 529 milyon dolar katkı sağlandı. Bu taşkınlar üreticiler için büyük bir risk oluşturuyor.
‘MANİSA’DA BÜYÜK İHRACAT, BÜYÜK RİSK’
Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü’nde görevli Ziraat Yüksek Mühendisi Mustafa Sacit İnan, bu yıl ki yoğun yağışların geçen seneki kuraklıkla kıyaslandığında büyük bir değişiklik yarattığını belirterek, durumun bağcılık açısından kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. İnan, “Bu yılki yağışlar, geçtiğimiz yılın meydana getirdiği kuraklığın aksine oldukça yoğun. Mevcut durumu sulama, gübreleme ve zirai mücadele gibi alanlarla birlikte değerlendirmemiz gerekiyor.” dedi.
‘HASTALIK RİSKİNİ ARTIRIR’
Bağların uyanma döneminde olunduğunu ifade eden İnan, zirai mücadele sürecinin kritik önem taşıdığını aktardı: “Sular altında kalan alanlarda ilaçlama yapılamaması, hastalık riskini artırıyor. Üreticiler, sular çekildikten sonra vakit kaybetmeden zirai mücadeleye devam etmelidir. Geçmiş yıllarda benzer olaylarda mildiyö gibi salgınlarla karşılaştık; bu yağışlar böyle devam ederse benzer durumlar yeniden ortaya çıkabilir.”
Gübreleme konusuna da değinen İnan, özellikle kış aylarında yapılan uygulamalarla ilgili endişelerin olduğunu, bu nedenle sular çekildikten sonra azotlu gübrelemeye gereksinim olabileceğini kaydetti. Ancak doğru kararların toprak tahlilleriyle verilmesi gerektiğini vurguladı.
‘KÖKLERDE ÇÜRÜME TEHLİKESİ’
Ağır ve su tutan toprakların risk sarf ettiğini belirten İnan, “Suyun çekilmesi uzun sürdüğünde köklerin hava alamaması kök çürümesine yol açabilir. Üreticiler, bu süreçte bağlarını dikkatle izlemelidir. Şu anda toprağın suya doyması nedeniyle sulama gereksinimi bulunmuyor.” dedi.
Nisan ve mayıs aylarının kritik olduğunu belirten İnan, “Nisan ve mayıs aylarındaki yağışlar süreçle ilgili belirleyici olacak. Çiçeklenme öncesi sulama önemli; fakat yağışlar devam ederse bu ihtiyaç azalır. Şu an için rekolte ile ilgili kesin bir olumsuzluk ifade etmek zor. Zirai mücadele aksatılmazsa, üreticilerin endişelenmesine gerek yok. Ancak hastalık ve iklim kaynaklı riskler dikkatlice izlenmelidir.” diye konuştu.




