Gebelik Kaybı Sonrası İnfertilite Süreci Yeniden Başlamamalı: Yeni Kılavuz Değişiklikleri

NICE 2026 fertilite kılavuzu, gebelik kaybı yaşayanlar ve açıklanamayan infertilite durumlarında tedaviye erişimi kolaylaştırıyor.
Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Funda Göde, Birleşik Krallık merkezli National Institute for Health and Care Excellence (NICE) tarafından mart ayında yayımlanan güncellenmiş fertilite kılavuzunu değerlendirdi. Kılavuzun en dikkat çekici yeniliklerinden biri, gebelik kaybı veya dış gebelik yaşayan bireylerde infertilite değerlendirme sürecinin yeniden başlatılmaması yönündeki öneri oldu. Doç. Dr. Göde, bu değişikliğin hastalarda bekleme sürelerini azaltarak tedaviye erişimi standart hale getireceğini belirtti.
Bahçeci İzmir Tüp Bebek Merkezinden Doç. Dr. Funda Göde, NICE 2026 fertilite kılavuzunun, düşük veya dış gebelik sonrası infertilite değerlendirme süresinin yeniden başlatılmaması gerektiğini vurguladığını söyledi. Kılavuz ayrıca, açıklanamayan infertilitede tek başına yumurtalık uyarımını önermeyerek daha kanıta dayalı ve kişiye özel bir yaklaşımı teşvik ediyor. Amaç, çiftleri doğru zamanda doğru tedaviye yönlendirirken gereksiz tetkik ve işlemlerden korumak.
‘DÜŞÜK VEYA DIŞ GEBELİK SONRASI SÜRE BAŞTAN BAŞLATILMAMALI’
Doç. Dr. Göde, NICE 2026 kılavuzunun hasta deneyimi açısından önemli bir iyileştirme getirdiğini vurgulayarak, “Gebelik deneme sürecinde düşük veya dış gebelik yaşayan kişilerde, infertilite değerlendirmesi için esas alınan bekleme süresi, bu durumlar yaşandığında yeniden başlatılmamalı. Bu öneri; korunmasız ilişkiyle gebelik denenen ilk yılı, açıklanamayan infertilitede uygulanan bekleme sürecini ve aşılama denenen 12 siklusluk dönemi kapsıyor” dedi. Bu değişikliğin, tedavi yolculuğundaki belirsizliği ortadan kaldıracağını ve bazı hastalarda bekleme sürelerini azaltarak tedaviye erişimi kolaylaştıracağını ekledi.
‘AÇIKLANAMAYAN İNFERTİLİTEDE TEK BAŞINA YUMURTALIK UYARIMI ÖNERİLMİYOR’
Kılavuz, açıklanamayan infertilitede tedaviye ne zaman ve hangi seçeneklerle geçileceğine dair daha net bir çerçeve çiziyor. Doç. Dr. Göde, “Düzenli korunmasız ilişkiye rağmen gebelik elde edilemeyen olgularda tedaviye başlamadan önce toplam 2 yıl gebelik denenmesi öneriliyor. Bu sürenin sonunda ise tedavi seçenekleri; olası yararlar, riskler ve çiftin tercihleriyle ele alınmalı” diye konuştu. Açıklanamayan infertilitede tek başına yumurtalık uyarımının artık önerilen bir yaklaşım olmadığını belirten Göde, uygun hastalarda tüp bebek öncesi gonadotropinlerle yumurtalık uyarımı eşliğinde 4 siklusa kadar aşılama tedavisi uygulanabileceğini, ancak bazı durumlarda doğrudan tüp bebek tedavisinin daha doğru bir seçenek olabileceğini söyledi. Bu kararda yaş, yumurtalık rezervi, sperm parametreleri ve çiftin beklentilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
‘YUMURTALIK REZERVİ TESTLERİNDE KULLANIM AMACI NETLEŞİYOR’
Doç. Dr. Göde, yumurtalık rezervi testlerinin doğru amaçla yorumlanması gerektiğini belirterek, AMH (anti-Müllerian hormon) ve FSH testlerinin kendiliğinden gebelik ihtimalini öngörmek için değil, daha çok tüp bebek gibi yardımcı üreme tedavilerinde yumurtalıkların tedaviye vereceği yanıtı öngörmek ve tedavi planını kişiselleştirmek için anlamlı olduğunu söyledi. Bu testlerin neyi gösterip neyi göstermediğinin doğru anlaşılmasının önemine dikkat çekti.
‘ENDOMETRİOZİS VARLIĞINDA TEDAVİ SEÇENEKLERİ KİŞİYE GÖRE BELİRLENMELİ’
NICE 2026 kılavuzu, endometriozisi olan ve çocuk sahibi olmak isteyen hastalarda tedavi kararının kişiye özel verilmesi gerektiğini vurguluyor. Doç. Dr. Göde, bu hastalarda doğal yolla gebeliği bekleme, cerrahi tedavi veya yardımcı üreme tedavileri gibi seçeneklerin kişinin yaşı, gebelik deneme süresi, yumurtalık rezervi, endometriozis belirtilerinin şiddeti ve erkek faktörü gibi faktörler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Tedavi kararının sadece hastalığın varlığına göre değil, tüm bu faktörlerin bir arada düşünülmesiyle alınması gerektiğini ifade etti.
‘ERKEK FAKTÖRÜNDE HEDEFE YÖNELİK DEĞERLENDİRME ÖNE ÇIKIYOR’
Açıklamalarını tamamlayan Doç. Dr. Göde, erkek faktörüne bağlı infertilitenin değerlendirilmesinde daha hedefli bir yaklaşım önerildiğini söyledi. Sperm DNA bütünlüğünü artırmaya yönelik takviye veya medikal tedavilerin önerilmediğini belirten Göde, Y kromozom mikrodelesyonu, karyotip ve kistik fibrozis ilişkili genetik testlerin hangi hasta gruplarında yapılması gerektiğinin daha net tanımlandığını vurguladı. Bu yaklaşımın, erkek infertilitesinde gereksiz işlemlerden kaçınmayı ve doğru hastaya, tedavi kararını gerçekten değiştirecek testlerin uygulanmasını amaçladığını sözlerine ekledi.




