Gövdesi Başkentte icra edilecek üst düzey askeri ve siyasi toplantı öncesinde medya çalışanlarına yönelik yürütülen adli işlemler, Türkiye genelindeki basın kuruluşlarının büyük protestosuyla karşılaştı. Sektör temsilcileri, yapılan gözaltıların düşünce özgürlüğünü doğrudan kısıtladığını savunarak iki kadın gazetecinin hemen salıverilmesini talep etti. Demokratik sistemin temel taşlarından birinin özgür medya olduğunu belirten kurumlar, bu tür hamlelerin halkın gerçeklere ulaşmasını engellediğini bildirdi.
Meslek Örgütlerinin Ortak Özgürlük Çağrısı
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve DİSK Basın-İş, emniyet birimlerinin yaptığı işlemlere karşı sert hukuki uyarılarda bulundu. Yapılan kurumsal açıklamalarda, yargılamanın adil yürütülmesi gerektiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
"Ülke gündemini basın ve düşünceyi ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelerin belirlediği bir günü daha yaşıyoruz. NATO Zirvesi öncesinde meslektaşlarımız #T24 Dış Politika Editörü Buse Söğütlü ile #Oda TV Editörü Ceren Erdoğdu’nun gözaltına alınmasını kaygıyla karşılıyoruz. Gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle gözaltına alınmaları yalnızca iki gazetecinin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahale değildir. Bu uygulama aynı zamanda toplumun haber alma hakkını, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünü de hedef almaktadır."
RTÜK Kararlarına ve Denetimlere Tepki
Hukuk devleti ilkelerinin korunması gerektiğini hatırlatan medya temsilcileri, kamu denetimi işlevinin engellenemeyeceğini aktardı. İdari kurulların yayın politikalarına yönelik yönlendirmelerini eleştiren basın birlikleri, itirazlarını şu sözlerle tamamladı:
"Anayasanın 26. maddesi düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü, 28. maddesi basın özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi de ifade ve basın özgürlüğünü korumaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında basının demokratik toplumdaki kamusal denetim işlevi açık biçimde ortaya konulmuştur. Gazetecilerin mesleki faaliyetleriyle bağlantılı biçimde özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları hukuk devleti ilkesini zedeleyen ağır bir uygulamadır. Ayrıca gözaltındaki meslektaşlarımızın avukatlarıyla görüştürülmemesi yönündeki bilgiler doğruysa, bu durum savunma hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Gözaltı altındaki herkesin avukata erişim hakkı temel bir güvencedir."
