Endometriozis Tanısında Klinik Yaklaşımlar ve Tedavi Seçenekleri

Klinik tanı ile endometriozis tedavisinde devrim niteliğinde adımlar atılıyor
İSTANBUL – Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Doç. Dr. Funda Göde, endometriozisin tanısının genellikle uzun yıllar sürdüğünü ve bu sürecin 4 ila 11 yıl arasında değişebildiğini belirtti. Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Koleji (ACOG) 2026 kılavuzunun bu durumu ele alarak, kesin tanı için her hastanın cerrahi müdahaleye girmesi gerekmediğini açıkladı. Bu yeni yaklaşım sayesinde uygun durumlarda klinik değerlendirme ile tedavi sürecinin daha erken başlatılabileceği vurgulanıyor.
Bahçeci İzmir Tüp Bebek Merkezinden Doç. Dr. Funda Göde, yeni kılavuzun hedefinin endometriozis tanısını hızlandırmak ve hastaların yaşam kalitesini arttırmak olduğunu söyleyerek, hastaların daha hızlı ve güvenilir tedaviye ulaşmasını sağlamak için belirli bir yol haritası oluşturulduğunu açıkladı.
Bu kılavuza göre, hekimlerin hastaların semptomları ve fizik muayene bulgularına dayanarak klinik tanı koyabileceklerini ve cerrahiden kaçınarak tedaviye başlayabileceklerini ifade eden Doç. Dr. Göde, bu değişimin amacı, tanı sürecindeki gecikmeleri minimize edip hastaların yaşam kalitelerini üst seviyeye taşımak olduğunu belirtti.
Endometriozisin belirtilerine de değinen Doç. Dr. Göde, rahim döşemesine benzer dokuların rahim dışına yerleştiği bu hastalığın birçok farklı semptom ile kendini gösterebileceğini vurguladı. Yeni kılavuzda belirtilen, 6 aydan fazla süren kronik pelvik ağrı, şiddetli âdet sancısı ve cinsel ilişki sırasında ağrı gibi durumların endometriozisin habercisi olabileceği ifade edildi. Bu semptomlar, eğer infertilite ile birleşirse tanı olasılığını önemli ölçüde artırabiliyor.
Ayrıca, tanı sürecinde görüntüleme yöntemlerinin önemine de dikkat çeken Doç. Dr. Göde, şüphelendiğimiz durumlarda ilk tercihin transvajinal ultrasonografi olduğunu belirtti. Bu yöntem, rahim ve yumurtalıklar gibi anatomik yapıları detaylı bir şekilde inceleme fırsatı sunuyor. Uygun olmadığı durumlarda transabdominal ultrasonografi de bir alternatif olarak değerlendirilebiliyor. Derin endometriozis şüphesi olan ve cerrahi müdahale gerektiren hastalarda ise pelvik MRI öneriliyor; çünkü bu yöntem, ultrasona göre daha hassas sonuçlar verebiliyor.
Doç. Dr. Göde, tanısal laparoskopinin bazı durumlarda hala önemli bir seçenek olduğunu da sözlerine ekledi. Özellikle klinik tanının net olmadığı hastalarda veya medikal tedaviyle ağrının kontrol edilemediği durumlarda laparoskopi önerilebiliyor. Görüntüleme sonuçları normal olsa bile şüphe varlığında cerrahi değerlendirme ön plana çıkıyor. Ameliyat kararının hastalar ve hekimler tarafından ortak bir değerlendirme ile verilmesi gerektiği ise kritik bir noktayı oluşturuyor.




