Diyarbakır Barosu, komedyen Deniz Göktaş hakkında yürütülen hukuki tedbirlere karşı sert bir protesto yayımladı. Stand-up gösterisi nedeniyle soruşturma açılan Göktaş'ın, durumdan haberdar olmasına rağmen kendi iradesiyle ülkeye döndüğü aktarılan açıklamada, gözaltı işleminin uygulanmasının son çare ilkesine aykırı olduğu belirtildi. Sanatçının emniyette ters kelepçeli fotoğraflarının basına dağıtılması ise insan onurunu zedeleyen bir muamele olarak nitelendirildi.

Gözaltı Görüntülerinin Paylaşılması Ağır Bir Uygulamadır

Yapılan açıklamada, yargısal işlemlerin birer teşhir mekanizmasına dönüştürülmemesi gerektiği aktarılarak şu ifadelere yer verildi: "Gözaltı görüntülerinin kamuoyuyla paylaşılması, yargısal süreci teşhir mekanizmasına dönüştüren, kişiyi yargı kararı olmaksızın kamuoyu nezdinde suçlu ilan eden ve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan ağır bir uygulamadır. İfade özgürlüğü Anayasa'nın 26. maddesi ve AİHS'in 10. maddesi uyarınca yalnızca kabul gören veya rahatsızlık yaratmayan düşünceleri değil; siyasal iktidarı ve kamu makamlarını eleştiren, rahatsız eden ve sarsan ifadeleri de koruma altına almaktadır. Siyasal hiciv ve mizahın Deniz Göktaş'ın işinin bir parçası olduğu ve demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarından biri olarak kamu gücünü kullananların çok daha geniş bir eleştiri sınırına katlanmakla yükümlü olduğu unutulmamalıdır.”

Hukuka Aykırı Pratiklerden Derhal Vazgeçilmeli

Baro, şiddet veya nefret söylemi barındırmayan mizahi unsurların yargısal takibata uğramasının adalet sistemi üzerinde baskı oluşturduğunu savundu. Açıklama şu çağrıyla son buldu: "Diyarbakır Barosu olarak; ifade özgürlüğünü, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını, işkence ile kötü muamele yasağını ihlal eden ve bu haklar üzerinde caydırıcı etki yaratan her türlü uygulamanın karşısında olduğumuzu belirtiyor, yetkili makamları bu hakları ölçüsüz biçimde sınırlayan uygulamalara son vermeye, ceza muhakemesi tedbirlerini cezalandırma ve sindirme aracına dönüştüren hukuka aykırı pratiklerden derhal vazgeçmeye davet ediyoruz"