Dervişoğlu’ndan Önemli Uyarılar: Türkiye’nin NATO’yu Toplantıya Çağırması Gerekiyor

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye'nin savunma planını net bir şekilde ortaya koyması gerektiğini vurguladı.
Umutcan ÖREN/ANKARA – İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Türkiye’ye yönelik artan tehditler karşısında bir savunma planının açık ve ciddi şekilde oluşturulması gerektiğini belirtirken, NATO Anlaşması’nın 4. maddesinin gerektiğinde işletilmesi gerektiğini ifade etti. Dervişoğlu, “Bugün birçok NATO ülkesi Akdeniz’de. Bu ülkeler NATO kapsamında mı orada bulunuyor, yoksa İran’a karşı bir savaş koalisyonu mu oluşturuyorlar? Türkiye, NATO’yu toplantıya çağırmalıdır.” dedi.
Dervişoğlu, TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, ABD’nin desteklediği İsrail’in İran’daki rejim değişikliği için yıkıcı bir politika izlediğini belirtirken, Türkiye’nin durumu hakkında net bir duruş sergilemesi gerektiğini vurguladı. “Devlet ciddiyeti, geleceği düşünerek hareket etmekle ölçülür,” diye ekledi. Ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemine değinerek, Türkiye’nin hazırlık durumunu sorguladı ve devletin bu konudaki somut politikalarını eleştirdi.
Dervişoğlu, Türkiye’de çiftçilerin borcunun artışına dikkat çekerek, mazot desteğinin yetersiz olduğunu, çiftçilerin karşılaştığı sorunların bir an önce çözülmesi gerektiğini vurguladı. Çiftçiler için olağanüstü destek programlarının derhal açıklanması çağrısında bulundu.
Ayrıca, İran’daki rejim karşıtı duruşun Türkiye’nin çıkarlarına hizmet etmeyeceğini belirten Dervişoğlu, bölgedeki olası çöküşlerin yeni terör gruplarını yaratabileceğini ifade etti. Türkiye’nin Azerbaycan ile olan ilişkilerinin önemini vurgulayan Dervişoğlu, bu dostluğa zarar vermeye yönelik dış müdahalelere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.
Dervişoğlu, Türkiye’nin kırmızı çizgilerini net bir şekilde ilan etmesi gerektiğini dile getirerek, “Milletimiz, ülkemizin güvenliği için devletin attığı adımları bilmelidir,” diye ekledi. Ayrıca, Türkiye’nin çıkarlarını koruyarak elindeki tüm kartlarla masada oturmasını, sözde barış görüşmelerine katılmamasını savundu. “Bu devlet teslim olmayacak,” ifadesiyle güçlü bir mesaj verdi.




