Google'da binlerce kişi "Deniz Göktaş tutuklandı mı?", "Deniz Göktaş cezaevinde mi?" ve "Deniz Göktaş son durum" diye arama yapıyor. Oysa şu ana kadar kesinleşmiş bir tutuklama kararı bulunmuyor. Bilinen tek gerçek, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alındığı ve avukatının açıklamasına göre hakim karşısına çıkarılmasının beklendiği.
İlginç olan ise kamuoyundaki algının, yargı sürecinin önüne geçmiş olması.
Bugün birçok kişi, henüz hakim karşısına bile çıkmamış bir isim için "tutuklandı" yorumları yapıyor. Oysa hukuk devletlerinde gözaltı, tutuklama ve mahkumiyet birbirinden tamamen farklı kavramlardır.
Bir başka dikkat çekici nokta ise toplumdaki adalet tartışması.
Vatandaşın zihnindeki soru artık yalnızca "Bir komedyen neden gözaltına alındı?" değil.
Asıl soru şu:
Toplum güvenliğini doğrudan tehdit eden organize suç örgütleriyle mücadelede gösterilen hız ile ifade ve mizah nedeniyle açılan soruşturmalarda ortaya çıkan hız aynı mı?
Son yıllarda Türkiye, organize suç örgütleri, tetikçi cinayetleri ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran birçok suç dosyasına tanıklık etti. Bu olaylar, vatandaşlarda "öncelik ne olmalı?" tartışmasını da beraberinde getirdi.
Elbette her soruşturma kendi hukuki çerçevesinde değerlendirilir. Kimsenin işlediği iddia edilen suç, başka bir dosyayla kıyaslanarak meşrulaştırılamaz ya da önemsiz gösterilemez.
Ancak kamuoyunun adalet duygusu yalnızca verilen kararlardan değil, uygulamadaki önceliklerden de etkileniyor.
Deniz Göktaş dosyası da tam bu nedenle sadece bir komedyenin soruşturması olmaktan çıktı. Bugün sosyal medyada yapılan milyonlarca paylaşımın önemli kısmı, tek bir kişinin değil, adalet sistemine ilişkin algının tartışıldığını gösteriyor.
Şimdi gözler mahkemeden çıkacak kararda.
Tutuklama mı olacak?
Adli kontrol mü uygulanacak?
Yoksa serbest mi bırakılacak?
Bu soruların cevabı henüz yok. Fakat kesin olan bir şey var: Karar açıklanmadan "tutuklandı" demek de, "serbest kalacak" demek de doğru değil.
Şu an için herkes aynı şeyi bekliyor: Mahkemenin vereceği kararı.
