CHP'de 24 Temmuz'da Özgür Özel önderliğinde toplu istifa kararı alan milletvekilleri, 91 kişilik grupla YENİ Parti'ye katılarak partiyi Meclis'in yeni 'ana muhalefeti' konumuna taşıdı. Bu ayrılıklar CHP'nin Meclis'teki sandalye sayısını 44'e indirdi.
Yaşanan geçişlerin ardından partinin Meclis'teki iç görevlerinin yeniden belirlenmesi gündeme geldi. Bu kapsamda milletvekilleri, TBMM'deki CHP Grup Başkanı'nı seçmek üzere dün bir araya geldi.
Toplantıda ilk turu önde kapattı, sonra çekildi
39 milletvekilinin katıldığı seçimin ilk turunda CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, rakibi Faik Öztrak'ın önünde yer aldı. Ancak ilerleyen turlarda 'seçime müdahale edildiği' gerekçesiyle Erol yarıştan ayrıldı.
Erol'dan parti içi tekelleşme eleştirisi
Üçüncü tur öncesinde adaylıktan çekilen Erol, sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Kendisini destekleyen milletvekillerine teşekkür eden Erol, son dönemde partide iç siyasetin tek elde toplandığını savundu.
Açıklamasında Erol şunları söyledi:
“Bugün yapılan TBMM CHP Grup Başkanlığı seçiminde bana destek veren tüm milletvekili arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Ancak bugün bir gerçeği açıkça ifade etmek zorundayım. Cumhuriyet Halk Partisi; biat edenlerin değil, fikir üretenlerin, itiraz edebilenlerin ve halk adına konuşabilenlerin partisidir. Ne yazık ki son dönemlerde parti içi siyasette tekelleşme yaşandığı herkesin malumudur.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası olan, 103 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi; demokrasiyi içselleştirdiği ve sosyal demokrat anlayışa sahip olduğu için parti içi seçimlerin milletvekillerinin özgür iradesiyle şekillenmesini esas kabul etmiştir. Hiçbir Genel Başkan’ın ya da herhangi bir siyasi odağın iradesinin, milletvekillerinin tercihinin önüne geçmemesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü CHP’nin en büyük gücü; özgür iradesi, çoğulcu yapısı ve demokratik geleneğidir. CHP’nin köklü kültürü; tek sese değil, ortak akla dayanır. Hiç kimse, hiçbir makam ve hiçbir yapı partinin kurumsal kimliğinin üzerinde değildir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeniden iktidar yürüyüşü; biat kültürüyle değil, cesaretle konuşan, emek veren ve örgütün iradesine sahip çıkan kadrolarla mümkün olacaktır.
Mücadelemiz; kişiler için değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nin demokratik gelenekleri, kurumsal hafızası ve Türkiye’nin geleceği içindir.”
