Aşırı Tuz Tüketimi Damar Sağlığını Tehlikeye Atıyor

Uzmanlar, günlük tuz tüketiminin önerilen miktarın iki katına çıktığını vurguluyor
İSTANBUL – Günlük tuz alımının önerilen miktarın yaklaşık iki katına ulaşması, sağlık uzmanlarını harekete geçirdi. Medicana Kadıköy Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Mahinur Şenol, aşırı tuz tüketiminin tansiyonu tehdit etmenin ötesinde kalp, böbrek ve damar sağlığını da riske soktuğunu belirtiyor.
Dr. Şenol, aşırı tuz alımının çoğu zaman farkında olmadan gerçekleştiğini vurgulayarak, “Toplumda yapılan en yaygın hata, sadece yemeğe eklenen tuzu düşünmektir. Ancak günlük tuz alımının büyük bir kısmı ekmek, peynir, zeytin, turşu, salça, hazır çorbalar ve işlenmiş etler gibi gizli kaynaklardan gelmektedir,” şeklinde konuştu.
Dr. Şenol, ‘Tuza Dikkat Haftası’ etkinlikleri sayesinde aşırı tuz tüketimine karşı farkındalık oluşturulmasının hedeflendiğini ifade etti. Türkiye’de yapılan araştırmalar, günlük tuz tüketiminin önerilen sınırların açısından çok yüksek seviyelerde olduğunu ortaya koyuyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), sağlıklı bir bireyin günde 5 gram tuzdan fazlasını tüketmemesi gerektiğini önerirken, Türkiye’de bu miktarın ortalama 9-10 gram arasında olduğu biliniyor.
Uzman, dışarıda yenen fast food ve hazır ürünlerin de yüksek sodyum içerdiğine dikkat çekerek, “Lezzet artırmak adına kullanılan tuz, raf ömrünü uzatmak için gıda sektöründe sıkça tercih ediliyor. Bu nedenle paketli ürünlerin etiketlerini okumak oldukça önemlidir,” dedi.
Uzm. Dr. Şenol, fazla tuzun vücutta su tutulmasına yol açarak kan hacmini artırdığını, bunun da kan basıncını yükselttiğini vurguladı. Hipertansiyonun uzun yıllar belirti vermeden ilerleyebildiğini hatırlatan Şenol, bu durumun kalp krizi, inme ve böbrek yetmezliği gibi ciddi hastalıklara yol açabileceğine dikkat çekti.
Ailesinde hipertansiyon öyküsü bulunanlar, diyabet hastaları ve 40 yaş üzerindekilerin tuz tüketimine dikkat etmeleri gerektiğini belirten Şenol, düzenli tansiyon ölçümüne önem verilmesi gerektiğini vurguladı.
Ayrıca, aşırı tuz tüketiminin yalnızca kalp ve tansiyonla sınırlı kalmadığını, böbrek fonksiyonlarını etkileyerek damarda sertleşme riski oluşturduğunu ve kemik sağlığına uzun vadede zarar verebileceğini de ekledi. Tuz tüketiminin çocuk yaşlarda belirlendiğini ifade eden Şenol, fazlasının hipertansiyona yol açabileceği için çocuklara tuzlu gıda verilmemesi gerektiğini söyledi. Evde yemek hazırlanırken tuz miktarının azaltılması ve masada tuzluk bulundurulmaması gerektiğini belirtti.
Tuz tüketimini azaltmak isteyenlere önerilerde bulunan Dr. Şenol, yemek pişirirken tuzun kademeli olarak azaltılması, paketli ürünlerin sodyum oranının kontrol edilmesi, turşu ve salamura gibi ürünlerin sınırlanması ve tuz yerine baharat, limon veya taze otlar ile lezzetlendirme yapılması gerektiğini söyledi. Ayrıca dışarıda yemek yerken az tuzlu tercih edildiğinin belirtilmesi gerektiğini belirtti.
Sonuç olarak, tuz tüketimini kontrol altında tutmanın sağlıklı bir kalp, dengeli bir tansiyon ve güçlü böbrekler için hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Sağlık açısından beslenme alışkanlıklarımızı gözden geçirmenin, koruyucu hekimliğin temel unsurlarından biri olduğunu da vurguladı.




