Ani İpek Yolu Köprüsü Restorasyonu: Tarihi Kimliğine Uygun Yapılmalı

Kafkas Üniversitesi'nden Prof. Dr. Yaşar Kop, Türkiye ve Ermenistan arasındaki tarihi köprünün restorasyonunda özgünlüğün korunması gerektiğini vurguladı.
Kars’ta bulunan ve Türkiye ile Ermenistan arasında önemli bir tarihi bağ oluşturan Ani Ören Yeri’ndeki İpek Yolu Köprüsü’nün restorasyonu konusunda önemli bir çağrı yapıldı. Kafkas Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yaşar Kop, köprünün tarihi dokusuna uygun bir şekilde restore edilmesi gerektiğini belirtti. İki katlı olarak inşa edilen köprünün, geçmişteki mimari özelliklerini koruyarak yeniden ayağa kaldırılması büyük önem taşıyor.
Arpaçay Nehri üzerinde yükselen ve bir yakası Türkiye’nin Kars iline bağlı Ocaklı köyü, diğer yakası ise Ermenistan’ın Haykadzor köyü yakınlarında bulunan tarihi İpek Yolu Köprüsü, iki ülke arasındaki doğal sınırı oluşturuyor. 12. yüzyılın başlarında Büyük Selçuklular döneminde inşa edilen ve ‘Selçuklu Köprüsü’ olarak da bilinen bu görkemli yapı, zamanla savaşlar ve doğal afetler nedeniyle büyük ölçüde hasar gördü ve günümüzde yalnızca ayak kalıntıları ayakta kalabiliyor.
İPEK YOLU’NUN MANEVİ MİRASI
Kafkas Üniversitesi Dede Korkut Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Yaşar Kop, köprünün sadece ticari bir güzergah olmanın ötesinde, diplomatik ve kültürel açıdan da taşıdığı derin anlamı vurguladı. Prof. Dr. Kop, “İpek Yolu denince akla ticaret gelir. Kars’ta bulunan ve Çin’den başlayıp Avrupa’ya uzanan İpek Yolu’nun Anadolu üzerindeki en önemli kalıntılarından biri Ani’deki bu İpek Yolu Köprüsü’dür. Bu nedenle ‘Ani Köprüsü’ deyip geçmemek gerekir. Köprünün hem ticarete hem diplomasiye hem de kültürel etkileşime olan katkısı göz önüne alındığında, özellikle normalleşme sürecinde ve Ermenistan Başbakanı Paşinyan’ın Türkiye’ye ılımlı yaklaşımıyla atılan bu adım çok mantıklı ve makuldür” dedi.
İpek Yolu Köprüsü’nün onarım kararının bölgedeki siyasi iklime olumlu yansıyacağını belirten Prof. Dr. Kop, “Tarihte ‘Kılıçla fethedilir, kalemle korunur’ denir. Kültürel birlikteliği ve diplomasiyi temsil eden bu köprünün restorasyonu, bu sözün eyleme dönüşmüş hali olarak görülebilir. 1119 tarihli bir kitabenin de gösterdiği gibi, köprüden pamuk ve keten taşındığına dair kanıtlar var. Umarız ki bu köprünün aslına uygun, ismine layık ve doğru bir şekilde yapılmasıyla hem turizm hem diplomasi hem de kültürel ticaret açısından önemli bir kazanım elde edilir” diye konuştu.
RESTORESİ ASLINA UYGUN OLMALI
Restorasyonun tarihi gerçeklere sadık kalınarak yapılması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Kop, “İpek Yolu Köprüsü’nün tadilatı yapılırken, köprünün iki katlı yapısı dikkate alınmalıdır. Alt katından kervanların, üst katından ise insanların veya askeri birliklerin geçtiği gerçeği göz önünde bulundurulmalıdır. Orijinaline uygun bir restorasyon için her iki taraftaki kemer genişliğinin 35 metre eninde yapılması büyük önem taşıyor. Bu şekilde yapılması, Doğu Avrupa’daki ‘Eski Şehir’ (Old Town) örneklerindeki gibi estetik ve tarihi bir değer katacaktır” ifadelerini kullandı.




