58 Bıçak Darbesiyle Öldürülen Selma’nın Davasında Şok Gerekçe: ‘Canavarca His’ Yok

Ankara'da eşini 58 yerinden bıçaklayarak öldüren İsmail Kara'ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının gerekçesi açıklandı. Mahkeme, çok sayıda bıçak darbesini tek başına 'canavarca his' olarak değerlendirmedi.
Ankara’da 20 yıllık eşi Selma Kara’yı (38) evinde 58 bıçak darbesiyle vahşice katleden İsmail Kara’ya (42) verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının gerekçesi belli oldu. Ankara Batı 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararında, sanığın eşine yönelik eylemlerinin ‘canavarca his’ unsurunu tek başına oluşturmadığına hükmetti. Bu karar, kadın cinayetleri davalarında indirim tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Olay, 18 Şubat’ta Etimesgut ilçesinde meydana geldi. Boşanma davaları sonuçlanmış ancak kararları henüz kesinleşmemiş olan Selma ve İsmail Kara çifti, boşanma sürecindeki sorunları konuşmak üzere evde buluştu. Tartışma kısa sürede kavgaya dönüşürken, İsmail Kara, eşi Selma Kara’yı tam 58 yerinden bıçaklayarak hayattan kopardı. Gözaltına alınan ve tutuklanan Kara, 14 Nisan’da görülen karar duruşmasında ‘Eşe ve kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Daha Önce Eşini Yaralamış
Mahkemenin gerekçeli kararında, çiftin 2005 yılında evlendiği ve iki çocuklarının bulunduğu belirtildi. Son yıllarda İsmail Kara’nın alkol, kumar ve uyuşturucu kullanımı nedeniyle aile içinde sorunlar yaşandığı vurgulandı. Kararda, sanığın olaydan yaklaşık 4 ay önce, 4 Ekim 2024 tarihinde de eşini yaraladığı ve bu nedenle hakkında ‘Eşe karşı kasten yaralama’ suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği kaydedildi. Aile bireylerinin arabuluculuğuyla barışan çiftin, anlaşmalı boşanma kararı aldığı ancak olay tarihinde bu kararın henüz kesinleşmediği belirtildi.
Otopsi Raporu Kan Dondurdu
Otopsi raporuna göre, Selma Kara’nın vücudunda 52 kesici-delici alet yarası ve 6 kesik tespit edildi. Bu yaralardan 21’inin tek başına ölümcül olduğu belirlenirken, ölümün iç organ ve büyük damar yaralanmalarına bağlı şiddetli kanama sonucu gerçekleştiği aktarıldı. İsmail Kara’nın, cinayetin ardından kızına ‘Geberttim, öldürdüm’ şeklinde mesaj attığı da gerekçeli kararda yer aldı. Mahkeme, ‘tasarlayarak öldürme’ ve ‘canavarca hisle öldürme’ unsurlarının oluşmadığına kanaat getirdi. Tasarlama için planlı ve hazırlıklı hareket edilmesi gerektiği, somut olayda bu şartların bulunmadığı ifade edildi. Ayrıca, çok sayıda bıçak darbesinin tek başına ‘canavarca his’ olarak yorumlanamayacağı, sanığın sırf öldürmek için öldürme veya bundan zevk alma saikiyle hareket ettiğine dair somut delil bulunmadığı belirtildi.
İndirim Yok, Tepki Var
Mahkeme, sanığın haksız tahrik indiriminden yararlanma talebini de reddetti. Gerekçede, çiftin geçmişte yaşanan olaylara rağmen barışıp birlikte yaşamaya devam ettiği ve maktulün sadakat yükümlülüğüne aykırı bir davranışının tespit edilemediği belirtildi. Olay günü sanığın, ayrı yaşayan eşine yardım etmek amacıyla gittiğini söylemesinin, öfke veya şiddetli elem etkisi altında hareket ettiğini kabul ettirmediği kaydedildi. Bu nedenlerle sanık İsmail Kara’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilirken, daha önceki yaralama suçu ve pişmanlık göstermemesi gibi nedenlerle takdiri indirim hükümlerinin de uygulanmadığı bildirildi.
Avukattan Önemli Açıklama
Selma Kara’nın ailesinin avukatı Hediye Gökçe Baykal, kararda hiçbir indirim uygulanmadan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesinin son derece önemli olduğunu vurguladı. Baykal, ‘Kadın cinayetleri davalarında failler hakkında uygulanan ‘iyi hal’ ve ‘haksız tahrik’ indirimleri uzun yıllardır tartışılıyor. Bu dosyada mahkemenin indirim uygulamaması hem hukuki hem de toplumsal açıdan dikkat çekici. Boşanma sürecindeki kadınların ciddi risk altında olduğu bilinen bir gerçek. Ayrılmak istemek, kendi hayatı üzerinde söz sahibi olmak bile şiddet nedeni haline gelebiliyor. Bu tür davalarda verilen kararlar, toplumun adalet duygusunu derinden etkiliyor. Kadına yönelik şiddetle mücadelede, faillere mazeret üretmeyen, cezasızlık algısını beslemeyen bir yargı yaklaşımının istikrarlı bir şekilde sürdürülmesi büyük önem taşıyor. Bu kararın bu anlamda önemli bir adım olduğunu düşünüyorum’ dedi.




