14. Kattan Düşerek Hayatını Kaybeden Şeyma Gökçe Davasında Beraat Gerekçesi Açıklandı: “Kesin Delil Yok”

Ankara'da 14. kattan düşerek ölen Şeyma Gökçe'nin erkek arkadaşı hakkında verilen beraat kararının gerekçesi açıklandı. Mahkeme, olayda 'her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil' bulunamadığını belirtti.
Ankara’da yaşanan ve büyük yankı uyandıran Şeyma Gökçe’nin 14. kattan düşerek hayatını kaybetmesiyle ilgili davada, tutuklu yargılanan erkek arkadaşı Hüseyin U. hakkında verilen beraat kararının gerekçesi mahkeme tarafından açıklandı. Gerekçeli kararda, olay yerinde dağınık eşyalar, kırık cam parçaları ve kan lekeleri bulunmasına rağmen, bu durumun ölüm anından daha önceki bir tartışma sırasında meydana geldiği ve kesin delil niteliği taşımadığı vurgulandı. Pencerede sanığın parmak izinin bulunmasının ise birlikte yaşama gerçeği göz önüne alındığında doğal karşılandığı belirtildi.
Olay, geçtiğimiz yıl 15 Mart’ta Etimesgut ilçesinde meydana geldi. Şeyma Gökçe, erkek arkadaşı Hüseyin U. ile birlikte yaşadığı 14. kattaki evinin penceresinden düşerek hayatını kaybetti. Olay sırasında evde uyuduğu iddia edilen Hüseyin U. gözaltına alınmış ve ‘Kasten öldürme’ suçundan tutuklanmıştı. Hazırlanan iddianamede ise evdeki boğuşma izleri, cam kırıkları ve kan lekeleri delil gösterilerek sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilmişti.
Ankara Batı 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, sanık Hüseyin U. hakkında beraat kararı verildi. Mahkemenin gerekçeli kararında, evdeki dağınıklık ve kırık camların tartışma sırasında oluştuğu, sanığın parmak izinin ise birlikte yaşamaları nedeniyle doğal kabul edildiği belirtildi. Ayrıca, olay saatinde komşuların herhangi bir tartışma sesi duymamış olması da kararda etkili oldu. Mahkeme, tüm dosya kapsamını değerlendirdiğinde, sanığın maktulü kasten öldürdüğüne dair ‘her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil’ elde edilemediğini vurgulayarak beraat kararı verdi.
Mahkeme, sanığın savunmasında, tartışma sonrası maktulün sakinleştiğini, ilaçların etkisiyle uyuyakaldığını ve düşme anını görmediğini belirttiğini kaydetti. Bu savunmanın aksini kesin olarak ortaya koyan bir delil bulunmadığına dikkat çekildi. Teknik incelemelerde pencere kanadında sanığa ait parmak izi bulunsa da, birlikte yaşadıkları göz önüne alındığında bunun tek başına suçu ispatlamaya yeterli olmadığı değerlendirildi. Tanık beyanları ise olay günü gündüz saatlerinde tartışma sesleri duyulduğunu ancak ölüm anına dair somut bir görgüye dayalı bilginin olmadığını gösterdi. Gökçe’nin geçmişte intihar girişimleri ve kanında uyuşturucu ile ilaç etken maddelerinin bulunması gibi hususlar da değerlendirildi. Adli Tıp Kurumu’nun raporunda, düşmenin intihar, kaza veya başkasının etkisiyle mi gerçekleştiğinin tıbben belirlenemediği ifade edildi. Tüm bu etkenler göz önüne alındığında, mahkeme Gökçe’nin kendi iradesiyle atlamış veya kazayla düşmüş olabileceği ihtimallerini de göz ardı etmedi.
Şeyma Gökçe’nin ailesinin avukatı Rabia Ercan Şengül ise karara sert tepki göstererek, mahkemenin ölümün nasıl gerçekleştiğini ortaya koyamadığını belirtti. Avukat Şengül, “Ortada bir ölüm var fakat bu ölümün sebebi yok. O halde sormak gerekir, Şeyma neden öldü?” diyerek, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmadığını savundu. Aile avukatı, karara karşı istinaf başvurusunda bulunduklarını ve gerçeği ortaya çıkarana kadar mücadele edeceklerini açıkladı.




