Oskar Holding İflas Etti: Enerji Sektöründe Büyük Çöküşün Perde Arkası

Yaklaşık yarım asırlık geçmişe sahip Oskar Holding, 2 milyar lirayı aşan borç yükü altında 22 Eylül 2025’te iflas etti; karar, enerji ve altyapı piyasalarında geniş yankı uyandırdı.
İflas Kararı ve Tasfiye Süreci
Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, holdingin konkordato talebini reddederek iflasını ilan etti. Bu kararla birlikte Oskar Yatırım Enerji, Anadolu Elektrik ve Oskar Led Aydınlatma başta olmak üzere grup şirketleri tasfiye kapsamına alındı. Holdingin yürüttüğü projelerde görev alan yüzlerce çalışan ile tedarikçiler belirsizliğin giderilmesini beklerken, devam eden ve henüz tamamlanmamış işlerde yeni takvim ve sözleşme düzenlemeleri gündeme geldi.
Özellikle kamu-özel iş birliği modeliyle yürütülen projelerde idareler ve yükleniciler arasında geçiş planlarının oluşturulması, hak ediş ve teminat süreçlerinin netleştirilmesi bekleniyor.
Kurucu Osman Karagöz ve Holdingin Yükselişi
Holdingin kurucusu Osman Karagöz, iş hayatına küçük bir elektrik malzemeleri dükkânında başladı; azim ve vizyonuyla kısa sürede Türkiye’nin en büyük altyapı ve enerji projelerinde söz sahibi bir yapıya ulaştı. Kızılırmak İçme Suyu Projesi, Bolu Tüneli ve Veliefendi Hipodromu gibi sembol niteliğindeki işlerin yanı sıra, şirket 10’dan fazla ülkede enerji, mühendislik ve altyapı projeleri üstlendi. Karagöz, spor ve sivil toplum alanlarındaki faaliyetleriyle de tanınan ve saygı gören bir isimdi.
İflasın Nedenleri ve Sektöre Olası Yansımalar
Uzman değerlendirmelerine göre Oskar Holding’i en çok yüksek dış borçluluk, finansmana erişimde yaşanan zorluklar ve son dönemdeki makroekonomik dalgalanmalar zorladı. Uzun vadeli yatırımların nakit akışı üzerindeki baskısı, beklenmedik krizlerle birleşince şirketin finansal dengesi bozuldu.
Türkiye’de futbol stadyumlarının yaklaşık yüzde 80’inin aydınlatma sistemlerinde, tünel ve havalimanı gibi kritik yapılarda iz bırakan holdingin sahneden çekilmesi; tedarik zincirinde aksaklıklar, proje teslimlerinde gecikmeler ve maliyet baskıları doğurabilir. Çevre dostu mühendislik yaklaşımıyla bilinen bu boşluğun hangi aktörler tarafından ve nasıl doldurulacağı sektörün ana gündem maddesi hâline geldi.
Gelişmeler, enerji ve inşaat sektörlerinde risk yönetimi, borçluluk yapısı ve finansman stratejilerinin yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor.





