Avrupa’nın yeni ticaret rotası Türkiye için risk oluşturuyor

Avrupa Birliği, küresel piyasalardaki belirsizlikler ve artan jeoekonomik riskler karşısında stratejik bir hamle yaparak ticaret ağını genişletme kararı aldı. Yaklaşık 25 yıl süren uzun müzakere sürecinin ardından 17 Ocak tarihinde MERCOSUR ile imzalanan serbest ticaret anlaşması, Avrupa’nın yeni ticaret rotasının en somut adımı olarak kayıtlara geçti. Bu hamleyle AB, korumacı politikalara yönelen ABD’nin aksine serbest ticareti destekleyen küresel bir aktör olma mesajını verdi.
İmzalanan bu yeni anlaşma ile birlikte Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay’dan oluşan Güney Amerika Ortak Pazarı ülkeleri, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan AB pazarına avantajlı erişim hakkı kazanacak. Ancak Türkiye, bu serbest ticaret anlaşmalarına doğrudan taraf olmadığı için söz konusu ülkelerde benzer ticari imtiyazlardan faydalanamayacak. Bu durum, Türk ihracatçısının rekabet gücünü doğrudan tehdit eden bir unsur olarak öne çıkıyor.
Avrupa ve Hindistan arasında dev pazar kuruluyor
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Davos zirvesinde yaptığı açıklamada Hindistan ile yürütülen görüşmelerin stratejik önemine dikkat çekti. Anlaşmanın küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık dörtte birini kapsayacağını belirten von der Leyen, iki milyar kişilik devasa bir pazarın oluşacağını ifade etti. AB’nin Hindistan’ın yanı sıra Tayland, Malezya, Avustralya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle de benzer süreçleri hızlandırdığı öğrenildi.
TÜSİAD Almanya Temsilcisi Alper Üçok, AB’nin Gümrük Birliği’ni modernize etmeden bu çapta anlaşmalara imza atmasının Türkiye açısından olumsuz sonuçlar doğuracağını belirtti. AB ile Vietnam arasındaki ticaret hacminin benzer bir anlaşma sonrası yüzde 35 oranında arttığını hatırlatan Üçok, Türkiye’nin AB ile ticaretinin ise mevcut sistemdeki aksaklıklar nedeniyle yavaş seyrettiğini vurguladı.
Türkiye için yatırım ve ihale riskleri artıyor
Ekonomistler, risklerin yalnızca mal ticaretiyle sınırlı kalmayacağı konusunda uyarılarda bulunuyor. AB’nin yeni ortaklarıyla yaptığı anlaşmaların hizmetler sektörünü, yatırımları ve kamu ihalelerini de kapsaması, Avrupalı yatırımcıların rotasını Türkiye’den bu ülkelere çevirmesine yol açabilir. Özellikle Hindistan ile imzalanacak muhtemel bir anlaşmanın hem ticari hem de jeoekonomik açıdan Türkiye üzerinde baskı yaratması bekleniyor.
Uzmanlar, Avrupa Birliği’nin hızla genişleyen ticaret ağı karşısında Türkiye’nin Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusunu en öncelikli gündem maddesi haline getirmesi gerektiğini savunuyor. AB yeni ortaklarla pazarını genişletirken, Türkiye’nin bu sürecin dışında kalması durumunda hem dış ticarette hem de doğrudan yabancı yatırımlarda kalıcı kayıplar yaşanabileceği öngörülüyor.





