Fransa’da tarihi gün: Sarkozy ‘Libya davası’ cezası için cezaevinde

Fransa, uzun zamandır görülmemiş bir sahneye tanık oldu: Nicolas Sarkozy, kamuoyunda “Libya davası” olarak bilinen dosyada aldığı 5 yıl hapis cezasını çekmek üzere Paris’in içindeki son cezaevi La Santé’ye girdi. Evinden eşi Carla Bruni ve çocuklarıyla ayrılan 70 yaşındaki eski lider, kapıda bekleyen kalabalığı selamladı. Yüzlerde şaşkınlık ve öfke birbirine karıştı.
Araca binmeden önce kısa bir mesaj verdi: “Gerçek ortaya çıkacak.” Destekçilerinin bazıları yüksek sesle “Nicola’yı serbest bırakın” diye slogan attı; gerginlik ile bağlılık aynı anda hissedildi.
Fransız basını, La Santé kapısından içeri girildiği anlarda içerideki hükümlülerin adını seslendirdiğini aktardı. Sessizlik bir anda dağıldı.
Cezaevi koşulları
Paris sınırları içinde kalan tek cezaevi olan La Santé, yaklaşık 1100 mahkûmu barındırıyor. Eski cumhurbaşkanı güvenlik gerekçesiyle tecritte, tek kişilik bir odada tutulacak. Yaklaşık 9 metrekarelik bu alanda duş, tuvalet ve önceden tanımlı numaralara açık, denetimli sabit hatlı telefon bulunacak. Gün içinde iki kez avluya çıkabilecek. Kütüphane ve spor salonundan yararlanma imkânı da var.
Cezaevi mutfağının dışında kantinden ücret karşılığında yiyecek alma hakkı tanınıyor. Ayrıca hücresine aylık 7.5 Euro’ya buzdolabı, 14.5 Euro’ya televizyon kiralayabilecek. Haftada üç ziyaret günü olacak. Kısıtlı ama planlı bir rutin.
Dava ve geçmiş dosyalar
2007-2012 arasında ülkeyi yöneten Sarkozy, 2007 seçim kampanyasında Muammar Kaddafi rejiminden yasa dışı finansman sağlandığı iddiaları nedeniyle “suç örgütü kurma ve komplo” suçlamalarıyla mahkûm edildi. Daha önce bir yargıçtan bilgi sızdırmaya çalıştığı gerekçesiyle yolsuzluktan aldığı ceza, ayak bileğine takılan elektronik kelepçeyle ev hapsinde infaz edilmişti. Dosyanın ağırlığı, ülke siyasetinde derin bir iz bıraktı.
Sarkozy, cezaevine gitmeden hemen önce X hesabından uzun bir mesaj yayımladı: “Bu sabah hapse atılan kişi eski bir cumhurbaşkanı değil, masum bir insandır. Kuşkum yok, gerçek en sonunda galip gelecek.” Kimi için inat, kimi için direniş; destekçilerin duygusal tepkileri dikkat çekti.
Bu adım, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Nazi işbirlikçisi olduğu için yargılanan eski devlet başkanı Philippe Pétain’den bu yana bir Fransız liderin hapse girmesine ilişkin ilk örnek olarak tarihe geçti. Sembol değeri yüksek bir eşik.
Eski cumhurbaşkanı, içeri girmeden önce Le Figaro’ya, yanında Hz. İsa’nın biyografisini ve Alexandre Dumas’nın Monte Cristo Kontu romanını da içeren üç kitap götüreceğini anlattı. Haksız yere hapsedilen bir adamın intikamını konu alan bu eser, böylesi bir dönemde seçilmiş olmasıyla dikkat çekiyor. Zamanını yazmaya ayırmayı planlıyor.
2007’de Paris’e gelen Muammar Kaddafi, Elysee’nin bitişiğindeki Hotel de Marigny’nin bahçesine Bedevi çadırı kurdurmuştu. 2011’de Libya’da isyanlar ve NATO müdahalesi sonrası Kaddafi öldürüldü; vurularak hayatını kaybettiği ileri sürülmüştü.
Sarkozy’nin kapıda söylediği tek cümle, tüm bu fırtınanın özetiydi: Adalet arayışı ile siyaset gölgesi aynı caddede buluştu.





