CHP'nin Boykot Listesi Yayında: Kapatılan Site Yeni Adresiyle Geri Döndü
Cumhuriyet Halk Partisi'nin kamuoyuna duyurduğu boykot çağrısı kapsamında oluşturulan ve erişim engeline takılan internet sitesi, farklı bir alan adıyla yeniden yayın hayatına başladı. Saraçhane mitinginde açıklanan boykot listesi, ilk etapta "boykotyap.com" adresinden paylaşılmış, ancak site kısa sürede mahkeme kararıyla erişime kapatılmıştı.
Yeni gelişmeyi kamuoyuna duyuran isim, CHP Genel Başkan Yardımcısı Pınar Uzun Okakın oldu. Sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, boykot sitesinin artık "boykotyap.net" adresinden erişilebilir olduğunu belirtti. Paylaşımında “Tüketim gücünü direnişe dönüştür. Halkı görmeyenleri biz de görmeyeceğiz” ifadelerine yer verdi.
Boykot Listesinin Arka Planı
Süreç, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun görevden uzaklaştırılması ve çeşitli belediye başkanlarının gözaltına alınmasıyla başlamıştı. Bu gelişmeler üzerine sokaklara taşan protesto dalgası, birçok şehirde eş zamanlı mitinglerle devam etti. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in öncülüğündeki Saraçhane mitingleri ise dönüm noktası niteliğindeydi.
Mitinglerin ana akım medyada yeterince yer bulmaması, Özel’i daha net bir duruş sergilemeye yöneltti. Bazı markaların "görmezden gelme" tutumuna tepki gösteren Özel, boykot çağrısında bulundu ve bu çağrıyı somutlaştırmak adına bir liste yayımladı.
Söz konusu liste ilk olarak "boykotyap.com" üzerinden kamuoyuna sunuldu ancak site kısa süre içinde erişime kapatıldı. Bu durum, muhalefet kanadında sansür ve ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Kısa Değerlendirme: Siyaset, Tüketici Bilinci ve Dijital Alan
Boykot gibi kolektif eylemler, siyasi mesajların yalnızca miting meydanlarıyla sınırlı kalmadığını; alışveriş alışkanlıklarının da politik bir söyleme dönüşebileceğini gösteriyor. CHP’nin bu adımı, Türkiye’de tüketici davranışlarının politik arenadaki yansımaları açısından dikkat çekici bir örnek teşkil ediyor.
Ulusal medyada siteye uygulanan erişim engeliyle ilgili yorumlar genellikle iki eksen üzerinde şekillendi: Bir yanda hukuki gerekçeler öne çıkarılırken, diğer yanda bunun siyasi bir sansür hamlesi olduğu görüşü öne çıktı. Uluslararası basında ise konu sınırlı ölçüde yankı buldu; özellikle basın ve dijital özgürlük konularında yayın yapan bağımsız platformlarda haberleştirildi.
Kaynak: Gercekgundem.com